Page 4 - ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ
P. 4

Bizim kasabada herkes birbirini tanır. Kapı kilitlemek yok-
            tur bizde. Hırsızlık ve uğursuzluk, semtimize uğramaz. Herkes
            herkesin derdini, sıkıntısını bilir. Sevinçte ve tasada bir arada-
            yızdır. Büyük bir aileden ibarettir kasabamız. Şimdi ben böyle

            sakin ve birbirine bağlı insanların arasından çıkmış, bilmedi-
            ğim bir yere doğru pupa yelken gidiyorum. Saatler ilerledikçe
            korkularım büyüyor.


               Bindiğim otobüs ilk molasını Erzincan’da verdi. Hava
            henüz kararmamıştı. Sonbaharın belirtisi olan serin ve sert
            bir rüzgâr, üç aydır uzattığım ve artık kestirmeye kıyamadı-

            ğım saçlarımı savurdu. Havayı içime derin derin çektim. Her
            çekişte korkularımın,  heyecanımın yatışacağını  düşündüm.
            Olmadı. Nereye bakarsam bakayım, nereye gidersem gideyim

            onlar hep içimde kaldı.

               Kendimi geri gitmeyi, her şeyden vazgeçmeyi düşünürken
            yakaladım. Utandığımı itiraf etmeliyim. Bir an babam gözü-

            mün önüne geldi. Tahıl ambarından bozma tahta kulübede
            oturmuş, eski bir çift ayakkabıyı tamir ederken hüzünle baktı
            yüzüme.


               – Ben, seni serseri olasın diye mi yetiştirdim?

               Hayır, ağzını açıp tek kelime konuşmadı ama ben, onun
            içinden  geçenlerin  tam  tamına  bu  olduğunu  anladım.  İçim

            burkuldu. Gözlerimi kapadım ve babamın o hüzünlü hayalini



              6
   1   2   3   4   5   6   7   8   9