Page 5 - ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ
P. 5

görmemeye çalıştım. Gerisin geriye otobüse bindim. Bir an
            önce otobüsün hareket etmesini isteyerek...

               Bazen her şeyi unutup tek bir düşünceyle sevinmenin

            doruğuna çıkıyordum. Artık kendime ait bir bütçem vardı
            ve ben, onu dilediğim  gibi harcayacaktım. Kimseden izin
            almadan, kimseye hesap vermeden...  Canım ne isterse onu
            alacaktım. Bu harika bir şeydi. Hayata atılmak dedikleri bu

            olmalıydı. Yavaşça elimi ceketimin iç cebi üzerinde gezdirdim.
            İşte beni özgürlüğe uçuran şey oradaydı! Sadece benim olan
            ve dilediğim gibi harcayacağım para!


               Babam ayakkabı tamircisiydi. Dört kardeştik. Ben tek erkek
            çocuk olarak babama yardım ederdim. Ayakkabıların eskimiş

            yerlerini sökmek, tamire hazırlamak benim işimdi. Daha basit
            tamirleri de babam bana yaptırırdı.

               – İnsanın elinde bir zanaati olmalı. Öğren de cebine koy,

            derdi.

               İçin için isyan ederdim buna. Hasır iskemlede oturup deri,
            reçine kokan eski ayakkabılardan, çivilerden, yapıştırıcılar-

            dan... Her şeyden nefret ederdim. Tamir ettiğimiz ayakkabıları
            müşteriye götürmek de benim işimdi. Müşterilerin verdiği
            parayı kuruşu kuruşuna babama teslim etmek de... Haftalık
            verirdi babam. Ustanın çırağına verdiği gibi. Pek cömert

            olduğunu söyleyemeyeceğim. Bununla birlikte haftalıklarımı



                                                                     7
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10