Page 6 - ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ
P. 6

biriktirip biriktirmediğimi de adım adım kontrol eder, beş
            kuruşluk gereksiz bir harcamaya da katlanamazdı.

               Kasaba halkının çoğu gibi kendi yağımızla kavrulur, kıt

            kanaat geçinirdik. İsraf bizim kitabımızda yazmayan bir keli-
            meydi. Annemin evi geçindirirken kılı kırk yardığını görür-
            düm. Zaman zaman abartılı bulduğum olurdu. “Ben büyüyün-
            ce...” derdim. “Ben büyüyünce bonkör gibi yaşayacağım.” Hoş

            bonkörün de ne olduğunu bilmezdim ya...

               Evet, artık kendime ait bir bütçem var. Babamın denetimin-
            den uzak, anneme hesap vermeden kullanacağım bir bütçe...

            İşte özgürlük bu!

               Bu düşünceler beni epeyce oyaladı. Bir ara içim geç-
            miş. Otobüsün öne arkaya salınımıyla uyandım. Kızıldağ

            Dinlenme Tesisleri’ne gelmişiz. Hava oldukça serin. Hatta
            soğuk. Vücudum baştan ayağı ürpermeler geçirdi. Ceketimin

            önünü sıkı sıkı kapadım. İçeri girdim ve bir sandalyeye iliş-
            tim. Yurdun dört bucağından gelen yolcular uykulu gözlerle
            bakıyorlardı. Çoğu yorgundu. Bazılarının yüzünde yolculuğun
            bezginliği vardı. Garson, elinde çay tepsisi ile hızlı hızlı dolaşı-

            yor, isteyene çay servisi yapıyordu. Yanımdan hızla geçip gitti.
            Galiba beni çocuk yerine koymuştu. Gururum incindi, gayet
            tok bir sesle arkasından seslendim:


               – Garson, bir çay!



              8
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11