Page 9 - ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ
P. 9

onlara anlatamadım. Tek tesellim, sadece yatmadan yatmaya
            o eve gidecek olmamdı. Günün geri kalanı benimdi ve buna
            kimse karışamayacaktı.

               İstanbul  şu  dakikalardan  itibaren  ayaklarımın  altındaydı.
            Otobüsümüz artık kaplumbağa hızıyla  ilerliyor, ilk kez gel-

            diğim ve aylardır hayalini kurduğum şehri doya doya seyret-
            meme imkân veriyordu. Devasa binalar, büyük reklam pano-
            ları, üst üste yığılmış gibi duran tabelalar ve kalabalık trafik
            ilk  dikkatimi  çekenlerdi.  Fakat  umduğumu  bulamamıştım.
            Hayalimdeki İstanbul bu değildi. Ben, onu yeşillikler içinde
            güzel bir kent diye hayal ederdim hep. Şimdi bina yığınların-
            dan ve gıdım gıdım ilerleyen arabalardan başka bir şey yoktu

            ortada.

               Bir de büyüklüğü hususunda yanılmıştım. Bir saati aşkındır
            İstanbul’dayız, hâlâ sonuna gelemedik diye geçirdim içimden.
            Hayalimde canlandırdığım İstanbul mini minnacık kalırdı
            bunun yanında.


               Arabamız bir yokuşun son noktasına doğru ağır ağır iler-
            liyordu.  Ben, İstanbul’un  güzelliğinden  ümidimi  kesmiş  bir
            hâlde boş boş bakıyordum. Ne ummuş, ne bulmuştum. Birden
            nefesim kesildi. Gözlerimi hayretle açtım ve önüme aniden
            çıkan o eşsiz manzaraya baktım. Aman Allah’ım! Bu... Bu...
            Bu kadar güzellik fazlaydı. Beynime nakşetmeye çalışıyor, bir

            yerini kaçırırım diye korkuyor, fıldır fıldır dönen bakışlarımı
            bir Boğaz’a, bir karşı kıyıların kat kat denize inen o esraren-



                                                                     11
   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13