Page 11 - 9789944938563
P. 11
AY'A SEYAHAT
bir niteliğe sahipti. Sarsılmaz bir kişiliği vardı. Girişimci
oluşuyla tanınırdı. En olmadık girişimlere pratik fikirler
katmasıyla ünlüydü.
Barbicane, servetini kereste ticareti yaparak kazanmıştı.
Savaş sırasında topçu birliklerine komutan olarak atanmıştı.
Bu görevde iken yeni buluşlarıyla dikkati çekmişti. Bu akıllı
adam, topun gelişmesine büyük katkıda bulunmuş, mermilere
müthiş bir hız kazandırmıştı.
Orta boyluydu. Silah Kulübü’nde az rastlanan sağlam
adamlardan biriydi.
Başında, Amerika kaleleri için üretilmişe benzeyen, kara
ipekliden üretilmiş silindir bir şapka vardı. Ağzını açmadan,
kıpırdanmadan bakışları kendi içine çevrilmiş bir hâlde dalgın
dalgın oturuyordu.
Çevresindekiler ne kadar gürültü etse de onun dalgınlı-
ğını bozamıyorlardı. Herkes birbirine niçin çağırıldıklarını,
toplantıda neler konuşulacağını soruyor, en olmadık varsa-
yımlar ileri sürüyor, başkanlarına bakıyor, dalgın yüzünde ne
söyleyeceğini anlamaya uğraşıyorlardı.
Büyük toplantı salonunun duvarındaki saat sekizi vurduğu
zaman, Barbicane, uykudan uyanmış gibi aniden ayağa fırladı.
O anda gürültüler kesildi ve konuşmacı anlatmaya başladı:
– Kahraman dostlarım! Beklenmedik bir zamanda im-
zalanan barış, Silah Kulübü üyelerini epey zamandır bir
aylaklığın içine sürükledi. Ne yazık ki bugünkü koşullarda,
arzuladığımız savaş imkânsızdır ve coşkulu arkadaşımın
bütün umutlarına rağmen toplarımızın bir savaş alanında
gümbürdemesi için çok uzun zaman geçmesi gerekecek. Bu
durumda her şeyi olduğu gibi kabul etmekten başka çıkar
yol göremiyorum. Ancak, içimizdeki eylem gereksinimini
başka bir buluş üzerinde doyurmamız gerekiyor!
11

