Page 13 - 9786259895260
P. 13
ORİNOKO NEHRİ
her istediğini yapan, onlara binicilik dersleri veren ve marş
ezberleten kahraman askerlerden biriydi işte.
Altmış yaşında olmasına rağmen Çavuş Martial, gücü
kuvveti yerinde bir adamdı. Askerlikte nasır tutmuş vücu-
duna ne Senegal’in sıcağı ne de Rusya’nın soğuğu işlerdi.
Sağlığı ne kadar yerindeyse gözü pekliği de bir o kadardı.
Kimseden korkusu yoktu. Hiçbir şey onu yıldıramazdı. Tek
korkusu kendisiydi. Çünkü nerede, ne zaman, ne yapacağını
kendi de bilemezdi. Uzun boylu, ince bir adamdı. Kolları
ve bacakları güçlüydü. En kötü huyu, olur olmaz her şeye
homurdanmasıydı. Yine de çok iyi yürekli ve sevecen bir
adamdı. Sevdikleri için bu dünyada yapmayacağı şey, göğüs
germeyeceği bir güçlük yoktu. Bu dünyada canından çok
sevdiği sadece iki kişi vardı. Albay Kermor ile amcası olmayı
üstlendiği oğlu Jean!
İşte bu yüzden çocuğun üstüne titriyordu. Sözde ona sıkı
bir disiplin uygulayacaktı. Ama ne gezer! Oğlanın gözünün
içine bakıyor, bir dediğini iki etmemeye çalışıyordu.
Yeni Dünya ile Avrupa arasındaki gemi seyahati işte bu
şartlar altında tamamlanmıştı. Pereire gemisinin yolcula-
rından, Jean ile arkadaşlık kurmak isteyenler, ona ufak tefek
hizmetlerde bulunmaya çalışanlar, karşılarında hep bu asık
suratlı amcayı bulmuşlardı.
Yeğen, yolculuk boyunca bol bir giysi giyiyor, keten bir
şapka ile başını örtüyordu. Saçları kısa kesilmişti. Amca
ise uzun ve sıkıca vücudunu saran bir ceketle dolaşıyordu.
Üniforma olmasa da bu ceket, yine de bir üniformayı andırı-
yordu. Apoletleri ve sırmaları takılsa bir eksiği kalmayacaktı.
Venezuela’nın sıcağına karşı Martial, daha bol giysiler giymesi
gerektiğini akıl edemiyordu. Jean zorla beyaz ketenden bir
şapka giydirmişti ona, hepsi bu!
İki Fransızın çantasında, bu zorlu yolculukta işlerini
kolaylaştıracak her türlü giysi vardı. Battaniye, cephane ve
13

