Page 8 - 9789753811415
P. 8
8 ‹MANLA GELEN ‹L‹M
Çünkü oruç, nefsin Allah ad›na dünyay› ve zevkleri
terketme sanat›yd›. Gönüllere mânâ âleminden aç›lan ziyafet
sofras›n›n zevki de, ancak nefislerin teslim olup secde etti¤i oruçlu
anlarda yaflanabilirdi.
Mekke’de on iki y›l ak›lalmaz kah›rlar›n, s›k›nt›l›
günlerin elemlerin, Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) orucun
bu sonsuz s›rr› içinde yok ederdi. O y›llarda yine pazartesi ve
perflembe günleri olmak üzere, sadece çok yak›nlar›na oruç
tutmalar›n› söylemiflti. Ve nihayet Medine’nin huzur dolu günleri
bafllad›. Ne çare ki flerler, âlemlerin Efendisine (s.a.v.) orada da rahat
vermiyor ve gönüllerde açan iman çiçeklerine gölgeler düflürmek
istiyordu. Efendimiz’in (s.a.v.) çok ince ve hikmetli dualar›na nihayet
‹lâhî cevap geldi:
“Oruç tutunuz!”
...
Ve oruç âyetleri nâzil olmaya bafllad›. Allah, oruçla beraber
‹slâm dünyas›na ve dolay›s›yla insana verilen sonsuz mucize
hikmetlerini göstermek için, ilk Ramazan ay›nda Bedr mucizesini
lûtfetti. Bütün müflrikler, ilk oruçlar›n›n henüz ilk yar›s›n›
tamamlamak üzere olan müminlere sald›rd›lar. Fakat orucun s›rr›
ile y›kanm›fl, gönülleri mânâ nuru ile dolu bir avuç ‹slâm
mücahidinin dizleri dibinde topyekûn eriyiverdiler.
Yüce Rabbimiz, ‹slâm’›n bir bak›ma kurtulufl ve kuruluflunu
temsil eden Bedr’in zafer meflalesini yakmas›yla:
“Gönüllerin önündeki nefs perdesini orucun teslimiyet
atefliyle yak›n ki, size mânâdan fetihler müyesser edeyim”
demek istemiflti.

