Page 9 - 9789753811415
P. 9

‹MANLA GELEN ‹L‹M                      9

                                 Âlemlerin en yüce varl›¤› Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) ,
                            Ramazan ay›n›n hazz›n› öyle derinlerde yaflard› ki koca mübarek
                            ay›n bir saniyesini dahi telef etmez, bofla geçirmezdi.
                                 Orucun bu kadar ince mânâ s›rr› acaba nereden geliyordu?
                                 “Ben arza, semâlara ve arfla s›¤mam, ancak tertemiz olmufl bir
                            müminin gönlüne s›¤ar›m” hikmetini seyretmenin “ar›nm›fll›k”
                            flart›yla olan paralelli¤ini bildirmektedir. Bu aranma ise, gönül
                            penceresi önündeki iki kal›n perdenin kald›r›lmas›na ba¤l›d›r.
                            Bunlardan biri yeme-içme, di¤eri ise cinsî duygulard›r. Mühim olan
                            bu duygulardan temelli kopmak de¤il, o duygular› belli bir süre için
                            Allah ad›na durdurabilmektir.  Ömür boyu çabalay›p bir türlü
                            açamad›¤›m›z “nefsin kasas›”n›n gizli flifrelerini elde
                            etmenin en emin yolu da budur.
                                 Nefsin bizi mânâ âleminden mahrum etmek için kurdu¤u her
                            türlü tuza¤› bozmak, orucun en önemli hedefidir. Zaten oruç tutan›n
                            davran›fllar›na ait fleriat›n getirdi¤i hükümler, bu söylediklerimizi
                            aç›kça ortaya koyar.
                                 Orucun “mânâ”dan kaynaklanan bir s›r oldu¤u, orucu ilk
                            tutanlarca bile kolayl›kla farkedilir. Oruçlu bir insan az besin ve
                            enerji ald›¤› için, duygu melekeleri zay›flamas› gerekirken
                            aksine güçlenir. Daha iyi koku almaya bafllar. Kulaklar› ve
                            gözleri, tok halinden daha hassas ve ayd›nl›kt›r. Çünkü
                            insan, beynin hücrelerinden emir almaz, ruhun güçlü
                            himayesine girer. Zaman içerisinde oruçtan gelen bu
                            yücelmenin ve mânâdan gelen sezgilerin s›rr› daha da
                            derinleflir. Bir mümin, kendisini Allah’a götüren yolda kalbine ve
                            ruhuna diken gibi batan dünya  ihtiraslar›n›n çirkinli¤inden s›yr›l›r.
                            Daha önceleri her att›¤› ad›mda ›zd›rap çekerken, oruca devam
                            ettikçe koflar ad›mlarla mânâya yaklaflt›¤›n›n farkeder. Bir süre sonra
                            da gündüz Allah için yememenin, akflam da Allah için  yaflaman›n
                            ayr› bir haz oldu¤unu sezer.  Zaten kullu¤un s›rr› da yemek,
                            içmek, hevesler peflinde koflmakta de¤il, yapt›¤› herfleyi
                            Allah için yapmaktad›r. Yine Ramazan’›n s›rr› içinde s›rf hay›r
                            yapmak ve kimsesizlere el uzatmak için para kazan›rsa, Allah’› (c.c.)
                            ne kadar hoflnut edecegini sezer. Bu noktadan bakt›¤›m›zda,
   4   5   6   7   8   9