Page 40 - Çılgın Dedemin Zaman Makinesi (1)
P. 40

Çılgın Dedemin Zaman Makinesi



               — Gerçekten bizimle gelir misin?
               — Gelirim, korkacak değilim ya… fiu bacaks›z hâlinle sen
           gidiyorsun da ben mi gidemeyeceğim!
               Bu olay› dedeme haber vermek için akşam› zor bekle-
           dim. Adamcağ›z içeri girer girmez yetiştirdim:

               — Cabbar amca da bizimle gelmek istiyor dede!
               — Gerçekten mi? Öyleyse onu esasl› bir kuşatmaya gö-
           türelim. Ama şimdi olmaz. Dedim ya bu gezimizde özel bir
           konuğumuz var. Türk Tarih Kurumu’ndan bir profesör bizim-
           le gelmek istiyor.

               Cabbar amca hayal k›r›kl›ğ›na uğram›şt›. Bununla birlik-
           te zaman gemisine binme işinin gecikmesi biraz da sevin-
           dirmişti onu.
               — Geç olsun da güç olmas›n, diyerek ne kadar korktuğu-
           nu aç›ğa vuruyordu asl›nda.

               Türk Tarih Kurumundan gelen Profesör Süleyman Bey
           ufak tefek bir adamd›. Kal›n caml› gözlükleri ona bir tarihçi
           değil de, ne bileyim, daha çok bir fizikçi havas› veriyordu.
           Hoşsohbet bir adamd›. O kadar ak›c› bir konuşmas› vard›
           ki saatlerce konuşsa b›kmadan, usanmadan dinleyebilirdim.

               Son haz›rl›klar da yap›ld›ktan sonra Ertuğrul’a bindik.
           Herkes yerini ald›ktan sonra dedem zaman makinesini prog-
           ramlad›. Ben hâlâ nereye gideceğimizi bilmiyordum. Asl›nda
           işin en eğlenceli  taraflar›ndan biri de buydu. Ertuğrul’un
           havalanmas›yla birlikte bulunduğumuz şehri ve çağ› geride
           b›rakarak yükselmeye başlad›k.

       40
   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45