Page 56 - Çılgın Dedemin Zaman Makinesi (1)
P. 56
Çılgın Dedemin Zaman Makinesi
Osman’›n içindeki coşku bast›r›lacak gibi değildi. Kalkt›.
Sabah yelinin serinliğinde abdest ald›. fieyh Edebali’nin iba-
det ettiği mescide gitti. Namazını kıldı. Edebali namaz›n›
k›lm›ş tespih çekiyordu. Bir kaş›n› kald›rarak Osman’a bakt›.
Zavall›n›n rengi safran gibi sararm›şt›. Titriyordu.
Edebali’nin destur vermesini bekleyemeden önünde diz çök-
tü:
— Efendim cüretimi bağ›şlay›n›z. Lakin bu sabaha karş›
öyle bir rüya gördüm ki anlatmasam göğüs kafesim çatlaya-
cak. Bu ne hâldir?
— Rüyan› anlatmadan ne hâl olacağ›n› kim bilebilir?
Osman’›n eli ayağ›na dolaşm›şt›. Rüyas›nda gördükleri-
nin ilahî bir muştu olduğunu seziyor, fakat bunu dile geti-
23
remiyordu. Güçlükle dedi ki:
— Rüyamda sizin göğsünüzde bir hilal peyda oldu. Son-
ra göz kamaşt›r›c› bir ›ş›kla her yeri nura boğdu ve büyü-
yüp dolunay oldu. Ben, gözlerimi dikmiş bu nura bakarken
ay sizin göğsünüzden kopup benim sinemden içeri girdi. O
s›rada benim göbeğimden bir ağaç filizlendi. Büyüdü… bü-
yüdü üç k›taya dal budak sald›. Ağac›n kökünden Nil, Tu-
na, F›rat, Dicle köpüre köpüre akmaya başlad›. Ağac›n
dallar›ndaki yapraklar k›l›ç gibi keskin duruyorlard›. Bir-
denbire bir yel esti. Bu yapraklar› al›p say›s›z şehrin üstü-
ne döktü. Hele birkaç yaprak vard› ki iki yakay› birleştiren
(23) muştu: Müjde.
56

