Page 15 - 9786053839705
P. 15

17                 Acemi

         Abdesti bozulmak: [D] Abdesti bozan bir durum meydana gel-
               mek.
         Abuk sabuk konuflmak: [D] Mant›ks›zca, deli saçmas› gibi fley-
               ler söyleyerek konuflmak.
         Abur cubur: [D] Vücuda yararl› olup olmad›¤›n› düflünmeden ras-
               gele yenilen öteberi.
         Acele bir a¤açt›r, meyvesi piflmanl›k: [A] Acele ile yap›lan ifl
               yüz güldürmez. ‹flin hakk›n› vermek için ona yeterli bir süre
               ay›rmak mecburiyeti vard›r.
         Acele etmek: [D] Dar bir zaman içinde bir ifli bitirmeye çal›flmak.
         Acele ile menzil al›nmaz: [A] Acele etmekle, sab›rs›z davran-
               makla daha çabuk sonuç al›n›r san›lmamal›d›r. ‹nsan› sonu-
               ca götüren acele etmek de¤il, aksine tedbirli, telafls›z dav-
               ranmakt›r.
         Acele ifle fleytan kar›fl›r: [A]  Düflünüp tafl›nmadan yap›lan ifl
               yanl›fl, eksik ve bozuk olur. Acelede hay›r olmaz; acele
               eden hay›r ve iyili¤e ulaflamaz.
         Aceleye gelmek (Dara gelmek): [D] Çabuk yap›ld›¤› için gere-
               ken özen gösterilmemifl olmak.
         Aceleye getirmek (dara getirmek): [D] Çabuk çabuk yaparak
               birini aldatmak. / Çabuk çabuk yapt›¤› için gereken özeni
               göstermemek. / S›k›flt›rarak bir iflin özensiz yap›lmas›na yol
               açmak.
         Acem k›l›c› gibi iki tarafl› kesmek: [D] Birbirine karfl› olan iki ta-
               rafa da dostluk ya da düflmanl›k eder bir durum göstermek.
         Acemi çaylak: [D] Tecrübesiz, toy, beceriksiz.
   10   11   12   13   14   15