Page 29 -
P. 29
. .. .
-
basker ville'lerin k opegi
baskerville'lerin kopegi
Dostumun, bir olayı belleğinde çözmeye kalktığında, yalnız
kalmaya ihtiyacı olduğunu bilirim. Böyle anlarda en ufak ipucu
ve delil parçasını tartar, karşı görüşler kurar, ikisini de dengeler
ve hangi noktaların gerekli, hangilerinin asılsız olduğuna karar
verir. Bu nedenle günü kulübemde geçirdim ve akşama kadar da
Baker Street’e dönmedim. Saat dokuz sıralarında evin salonun-
daydım. Kapıyı açtığımda yangın var sandım. Çünkü oda öyle
dumanlıydı ki masanın üstündeki lâmbanın ışığı bile donuk-
laşmıştı. İçeri girince korkum yatıştı. Kuvvetli, sert tütünün
keskin kokusu boğazımı yaktı ve öksürdüm. Duman arasında
ağzında siyah kil piposu, yün hırkasını giymiş, koltuğunda iki
büklüm oturan Holmes’u gördüm.
“Üşüttün mü Watson?” dedi.
“Hayır, şu zehirli havadan.”
“Sanki, burası dumanlı olmuş gibi bakıyorsun.”
“Ne diyorsun buranın havası, dayanılamayacak kadar kötü
kokuyor.”
“O hâlde pencereyi aç. Bütün günü kulübende geçirdin
galiba?”
“Holmes!”
“Yanlış mı söyledim?”
“Doğru ama nasıl...?”
Benim şaşkın hâlime güldü.
“Watson, üstünde hoş bir tazelik var. Sahip olduğum küçük
güçlerimi sende denemek hoşuma gidiyor. Yağmurlu ve çamurlu
bir günde bir bey dışarı çıkıyor. Akşam geri döndüğünde şap-
kası ve ayakkabıları parlaklığını yitirmemiş. Demek ki bir yerde
takılıp kaldı. Fazla dostu olan bir adam olmadığına göre, bu kişi
nereye gitmiş olabilir? Nereye gittiği belli değil mi?”
29
29

