Page 30 -
P. 30
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
“Belli.”
“Dünya öyle belli şeylerle dolu ki kimsenin aklına bile gel-
miyor. Ben neredeydim dersin?”
“Sen de takılıp kaldın buraya?”
“Yanıldın. Devonshire’a gittim.”
“Ruhun mu gitti?”
“Evet. Vücudum bu kolktukta kaldı ve ben yokken de sayısını
bilmediğim kahveyle, aklın almayacağı ölçüde tütün tükettim.
Stanford’a adam gönderip bozkırın o kısmına ait ayrıntılı bir
harita istettim, ruhum da bütün gün bozkırın üstünde dolaşıp
durdu. Yolu kolayca bulabildiğimi gururla söyleyebilirim.”
“Büyük ölçekli bir harita olmalı.”
“Çok büyük” dedi. Bir kısmını açıp dizine koydu. “Bizi ilgi-
lendiren yer şurası. Şu ortadaki yer de Baskerville Hall.”
“Çevresinde orman var mı?”
“Var. Adı yazılı değil ama porsuklu yol şu olacak, bozkır
da gördüğün gibi sağında. Şu ev topluluğu Grimpen köyü,
Doktor Mortimer’ın evinin bulunduğu yer. On kilometrelik
çapı olan bir daire içinde gördüğün gibi, çok az ev var. Hikâyede
adı geçen Lafter Hall işte. Şurada bir ev var, yanlış hatırlamı-
yorsam adı Stapleton idi, bu onun evi olacak. Şurada iki bozkır
evi bulunuyor, High Tor ile Foulmire. On dört mil ötede ağır
mahkûmların bulunduğu Princetown Hapishanesi. Bu dağınık
noktaların arası, ıssız ve ölü bozkırla kaplı. Cesedin bulunduğu
sahne burası demek. Bunun bir daha oynanmaması için yardım
etmeye çalışalım.”
“Vahşi bir yer olmalı?”
“Evet, tam yeri, eğer şeytan insanların işlerine karışıyorsa...”
“Demek sen de, doğaüstü güçlerin rolüne inanıyorsun?”
30
30

