Page 206 - 9789752600171
P. 206
MODALS 208
Dare you swim in this river?
(Bu nehirde yüzmeye cesaretin var mı?)
They daren’t say anything.
(Hiçbir söylemeye cesaretleri yok)
Dare ve say bazen birleşebilir bazen de ayrı kullanılabilir. Daresay, sadece I öznesiyle
kullanılır:
I daresay =I suppose anlamındadır:
I daresay you have to study hard today because you have an exam tomorrow.
(Yarın sınavınız olduğundan dolayı sanırım bugün çok sıkı ders çalışmalısınız)
I daresay there’ll be a good film on TV tonight.
(Sanırım bu gece TV’de güzel bir film olacak)
I daresay you’ve spent all your money by now.
(Sanırım şu ana kadar bütün paranı harcamışsın)
How dare(d) ile kızgınlık belirtirken:
How dare you eat my cake!
(Benim kekimi ne cesaretle yersin?!)
How dared she took my car without my permission!
(Arabamı benim iznim olmadan ne cesaretle aldı?!)
How dare you speak to me like that!
(Benimle bu şekilde konuşmaya nasıl cesaret edersin?!)
Eylem olarak kullanıldığında:
Cesaret gösterirken, to-infinitive (mastar) ile kullanılması isteğe bağlıdır:
They didn’t dare (to) object to what I said.
(Dediğime itiraz etmeğe cesaret edemediler)
She doesn’t dare (to) fight with him.
(Onunla kavga etmeğe cesaret edemez)
I don’t know how you dare (to) wear that dress
(O elbiseyi giymeğe nasıl cesaret ettiğini bilmiyorum)
Meydan okurken:
I dare you to tell the teacher. I dare you to jump off this wall.
(Öğretmene söyle de göreyim!) (Bu duvardan atla da göreyim)

