Page 5 - 9789753811736
P. 5
Eserin tercümesi bir sene önce tamamlanm›flt›. Fakat, eserde geçen isim-
ler ve bunlar›n yaflad›klar› devrin tesbîti bir seneden fazla vakit ald›. Bir târih
araflt›rmas›nda, isim ve ölüm târihlerinin büyük önemi oldu¤u herkesçe bili-
nir. Bir isim veyâ târih, bâzen bir hâdisenin esâs›n› teflkîl eder. Ayr›ca, Arab-
ça isimlerin okunuflu da ayr› bir problemdir. Biz, - daha ziyâde - araflt›r›c› ve
sentezci rûha sâhip genç Türk okuyucular›n› düflünerek, eserde geçen flah›s-
lar›n yaflad›klar› devri ve özellikle müelliflerin ölüm târihlerini do¤ru olarak
tesbît etmeye çal›flt›k. Bu arada bir k›s›m dipnot hatâlar›n› da - yazar›n verdi-
¤i kaynaklarla karfl›laflt›rarak - tashîh ettik.
Muhtevâ üzerinde en küçük bir de¤ifliklik yapmad›k. Tercümede baflar›l›
olup olamad›¤›m›z›n takdîri bize düflmez. Bunu, de¤erli okuyucular›m›z›n
yap›c› tenkîdleri ortaya koyacakt›r. Burada, çok ac› bir gerçe¤i ifâde etmekte
fayda vard›r: Bizim neslin en büyük problemi “d i l” problemidir. Biz, ilko-
kulda ö¤rendi¤ini ortaokulda be¤enmeyen, lisede ö¤rendi¤ini üniversitede
kullanamayan ve hayâta at›ld›¤› zaman, önce ö¤retilip sonra unutturulan keli-
melerin hangisi ile konuflaca¤›na karar veremeyen istikrars›z bir nesiliz. Dil
zevki olanlardan ve tatl› Türkçe’mizi müzik gibi konuflup fliir gibi yazanlar-
dan özür dilemek isteriz. Güzeli veremedikse de, dili sun’î olarak kabalaflt›r-
ma ve çirkinlefltirme çabas›nda olmaktan sak›nd›k.
Alfabeler aras›ndaki uygunsuzluk, ilmî eserlerin neflrinde ciddî bir prob-
lem olmaktad›r. Özellikle Arabça flah›s, yer ve kitap isimlerinin yaz›l›fl›nda
büyük güçlüklerle karfl›lafl›lmaktad›r. Maalesef, Türkler için kabûl edilmifl
standart bir transkripsiyon sistemimiz yoktur. Avrupal› bunu çoktan hallet-
mifltir. ‹lgililerin, bu husûsu, tatbîk edilebilir bir sisteme ba¤lamalar› en bü-
yük dile¤imizdir. Biz, bir kaç noktada, bâz› iflâretler kullanarak bu eksikli¤i
gidermeye çal›flt›k: Hemze -‘ay›n, kaf- kâf harflerini birbirinden ay›rt edebile-
cek iflâretler koyduk. Meselâ hemze’yi (Te’vîl’üt-Te’sîs) fleklinde yukar›dan
virgülle; ‘ay›n’› (en-Nu‘mân, el-‘Abderî) fleklinde yukardan ters virgülle; kaf
harfini - sâdece uzatarak okunanan yerlerde - (et-Tabakåt, Yâkt) gibi önün-
deki sesli harfin üzerine konan çizgi ile; kâf harfini de -yine sâdece uzatarak
okunan yerlerde- (el-Kâmil, Kâfûr) fleklinde yazd›k. Kaf harfini, “(Q, q)”
harfi ile yazanlar var. Fakat, Türk okuyucular› içerisinde Frans›zca bilenlerin
d›fl›nda o harfin telâffuzunu bilen yok. Ço¤u zaman “(G, g)” harfi gibi telâf-
fuz ediyorlar. Bu ise hiç bir fayda sa¤lam›yor. Bizim yapt›¤›m›z›n da,
mes’eleyi tamâmen halletti¤i kanâatinde de¤iliz. Kulaklar› güzeli dinlemeye
al›flk›n olup, hatâl› telâffuzdan rûhen muzdarip olan Türkçe sevenler, tez el-
den bu bafl› bofllu¤a bir çâre bulmak sorumlulu¤u alt›ndad›rlar.
VIII

