Page 15 - 9789753813594
P. 15
15
14
14 YÜCE ‹SLÂM BÜYÜKLER‹ HAZRET‹ ZEYD 15
te o ferman› vermifl olmas›na ra¤men, aradan iki-üç sene yine aflk› ve ilmiyle tecelli etmifl bir senaryo parças›d›r.
geçtikten sonra, (Hz. Zeyd o zaman 11 yafl›ndayd›) Hz. Allah, niçin Hz. Zeyd misâlini bize oynatt›. Esir olmufl ve
Zeyd’in anne ve babas› da çocuklar›n›n kaç›r›lmas›ndan köle olarak sat›lm›fl bir yavrunun tekrar annesini, babas›n›
sonra geçen bu üç senelik müddet içerisinde arad›lar, tara- istemeyip de Efendimiz’le kalmak istemesinin misâlini bize
d›lar neticede Mekke’de sat›ld›¤›n› ve Hz. Hatice’nin onu sa- niçin gösterdi acaba? Çünkü; Allah, Fahr-i Kâinat Efendi-
t›n ald›¤›n› ö¤rendiler ve do¤ru Fahr-i Kâinat Efendimiz’e miz’i bize takdim ediyordu. Muhammed budur, akl›n›z› ba-
gelerek, “Biz Zeyd’in anne ve babas›y›z.” dediler. Hz. Zeyd fl›n›za toplay›n diyordu. On bir yafl›ndaki bu çocuk annesini
de Efendimiz’in yan›nda idi. Anne babas›n› gördü ellerini babas›n› b›rakt›, onun yan›nda hayat›n s›rr›na ulaflt› diyor-
öptü, sar›ld›, a¤laflt›lar. (Beflerî bir münasebetin bütün ko- du. Öyle kuru kuru iflte 28 peygamber gelmifl, bunlardan
flullar› vard›.) Anne-baba p›r›l p›r›l nefl’elerinin içerisindey- bir tanesi de bizim peygamberimiz gibi gafletten s›yr›l›n.
ken, dediler ki, biz ne ücret ödediyseniz, biz üç kat›n› öde- Ben Hz. Zeyd’i onun için gönderdim diyor Yüce Allah.
yelim, bizim yavrumuzu iade edin. (Resûlüllah Efendimiz o
zaman 30 yafl civar›nda idi.) Efendimiz, ben zaten ona esir Hiç hat›r›n›zdan ç›karmay›n, sevdan›n varl›¤›n›, ilk defa
muamelesi yapm›yorum, kendisine söyledim istedi¤i zaman Fahr-i Kâinat Efendimiz’in o hikmetleri içerisinde görüntü-
gidebilir, buyrun al›n dedi. leyen bir hâdisedir.
Hz. Zeyd annesine babas›na bakt› a¤layarak, “Size ka- O andan itibaren Efendimiz, Hz. Zeyd’e dedi ki; “Madem-
vufltu¤um anki mutlulu¤u size anlatamam ama ben Mu- ki sen anneni, baban› istemedin o hâlde sen benim o¤lum-
hammed’den ayr›lamam kusura bakmay›n, annemsiniz, ba- sun. Ey Arap kavmi! Bundan sonra Zeyd’i Muhammed’in
bams›n›z ama; burada bir yüre¤im var, orda bir atefl var ki, o¤lu diye ça¤›r›n.” Tabii burdaki hikmet nedir? O sevda be-
beni hiçbir yere b›rakmaz.” dedi. Bak›n›z iflte aflk budur, nim gönlümde aynen vard›r diyor Fahr-i Kâinat Efendimiz.
yoksa kuru kuruya ben seni çok seviyorum meselesi de¤il- Onun bana karfl› olan sevdas› benim gönlümde tam bir ba-
dir. Annesinden babas›ndan ayr› kalm›fl 11 yafl›ndaki bir bal›k s›rr› içerisindedir, emrini veriyor. Çünkü, Hz. Zeyd, bu
yavrunun Fahr-i Kâinat câzibesi karfl›s›nda elinde olmaya- muhteflem görüntüyü verdi¤i zaman, Efendimiz’in iki tane
cak biçimde, ben Muhammed’den ayr›lamam, demesidir. Tayyip ve Kas›m ad›nda o¤lu vard›, yani evlâd› olmad›¤›
için evlât edinmifl de¤ildir. Bu da çok önemli bir hâdisedir.
Tabii Cenab-› Hak bu sahneyi niçin oynatmad›? Çünkü,
biliyorsunuz, her sahne, her hâdise ilâhî senaryoda prog- Bu hâdiseler böyle zuhur ettikden sonra flimdi Allah’›n
ramlanm›fl, yaz›lm›fl Levhi-Mahvuzda kompütürize edile- indindeki hikmetler terazisine do¤ru yöneliyoruz tekrar.
rek sahney-i icra edilmifl hâdisedir. Hiçbir hâdise sonradan Hangi noktaya geliyoruz? Fahr-i Kâinat Efendimiz’in ‹zzet’i
yarat›lm›fl de¤ildir. Cenab-› Hakk’›n Levhi-Mahfuz’undaki, hâdisesiyle beraber yani ‹slâmî görevin intiflar› olan Kur’-

