Page 9 - 9786051740928
P. 9
. .. .
CINGOZ RECAI
Kurumu’na sık sık bağışlarıyla meşhur Daniel Ridvay’ın karısı ile iki
kız kardeşi oturuyorlardı. Amerikalı zengin, yaz kış, Rumelihisarı’ndaki
yalısından ayrılmaz, kışın karısının oturduğu bu eve hiç uğramazdı.
Madam Ridvay’ın küçük kız kardeşi Lili, kuvvetli bir nevrasteniye
tutulduğu için, mart ayında karı koca onu Paris’e tedaviye götürdüler
ve mayısın ilk günlerinde gene İstanbul’a getirdiler. Haziranda onlar da
Amerikalı’nın Rumelihisarı’ndaki yalısına geçmeye hazırlanıyorlardı.
Taşınmalarına birkaç gün kalmıştı.
Polis, Beyoğlu’ndaki evde pansiyoner olarak Belçikalı bir tuhafiye
eşyası komisyoncusunun oturduğunu da biliyordu. Mehmet Rıza,
bu evin kaçakçılık merkezlerinden biri olduğuna hükmettiği hâlde
henüz hiç kimseden şüphe etmemişti. Kendisine mahsus kuvvetli ve
sarsılmaz inatla evi göz hapsine aldırmaya devam etti.
Fakat tam o günlerde korkunç, tüyler ürpertici bir olay herkesi
titretti. Öyle bir olay ki gazetecilerin ağzında artık bir alay konusu
olmaya başlayan Arsen Lüpen’i unutturdu. Zira bu kadar vahşi bir
cinayetin, Arsen Lüpen gibi sanatkâr ve zarif bir hırsızla alakası
olabileceğini kimse kabul etmiyordu.
Olay şu:
Kurtuluş’ta, eski bir evin alt katında oturan rençber ustası Yorgo,
çok çalıştığı bir günün akşamı, saat sekizde evine gelmişti. Sofra
hazırdı. Adamcağız, karısını ve çocuğunu kucakladıktan sonra ceketini
çıkarmış ve oturmuştu.
Kadın, ancak haftada bir kere yiyebildikleri güzel kızarmış bir et
yemeği getirdi. Yorgo, iştahla ve gözleri büyüyerek tabağına büyük
bir parça aldı.
10

