Page 7 - 9786057490476
P. 7
STEFAN ZWEIG
leri itaatkâr bir şekilde yapıyordu. Su getiriyor, yakılacak
odunları kesiyor, tarlalarda çalışıyor, mutfağı temizliyordu.
Kendisinden istenen her görevi, oldukça rahatsız edici bir
yavaşlıkta olsa da her zaman yerine getiriyordu. Bununla
beraber, iyi niyetli rahip bu çocuğun kayıtsızlığı sebebiyle
hüzünleniyordu. Genç oğlan özellikle istenmediği sürece
hiçbir şey yapmıyordu. Asla soru sormuyor, diğer çocuklarla
oynamıyor ve açıkça istenmediği sürece kendine bir uğraş
aramıyordu. Kendinden istenenler bittiği gibi de salona
oturmaya gidiyordu. Buradayken otlakta otlayan koyun-
larda görülenlere benzer boş bakışlarla sessizce duruyor,
çevresinde olup bitenlere biraz bile ilgi duymuyordu. Rahip
akşamüzerleri uzun taşra piposunu içerken ve yerel bir
polis memuruyla her zamanki gibi satranç oynarken bu sarı
saçlı çocuk yanlarında oturuyor ve ağır göz kapaklarının
altından suskunca damalı tahtaya bakıyordu. Bakışlarında
belirgin, mahmur bir ilgisizlik vardı.
Bir kış akşamında, rahip ve polis memuru günlük satranç
oyunlarına dalmışken, köyün sokaklarında gittikçe yakla-
şan ve hızlanan kızak çanlarının sesi duyuldu. Sonra da
şapkası karla kaplı bir çiftçi telaşla içeri girdi: annesi ölüm
döşeğindeydi. Rahip, ölmeden önce gelip sağlığı adına bir
ayin düzenler ve annesini kutsar mıydı? İyi niyetli rahip bir
an bile tereddüt etmeden adamı takip etti. Henüz birasını
bitirmemiş olan polis memuru ise akşamını noktalamak
için başka bir pipo daha yaktı ve tam botlarını yukarı doğru
çekmek üzereyken Mirko’nun satranç tahtasına ve yarım
kalmış oyununa sabitlenmiş bakışlarını fark etti.
“Bitirmek ister misin?” diye şaka yaptı, baygın bakışlı bu
çocuğun herhangi bir taşı nasıl hareket ettireceğini bilme-
7

