Page 13 - 9789753810197
P. 13
GÖNÜLLERDE SEMA 15
yıldız Hz. Abdullah’dı. Yanlış yaşayan lar bile ona hayrandı.
Abdülmuttalip Hazretleri’nin bu küçük oğluna bakıp da ona
saygı ve sevgi duymamak im kânsızdı.
Cesaretle merhameti iç içe eritmiş, seha ile tevazuu yüre-
ğinde meczetmiş bu delikanlı da Hz. Âmine ile göz göze geldiği
an, tâ yüreğinde dayanılmaz bir sevda hisset ti. İlâhi güzelliğin
cazibesini farketti ve o andan itibaren sanki Hz. Âmine’nin
gönlüne takılı kaldığını anladı.
Evlenmeleri öylesine hızlı ve mutlu oldu ki; sanki tüm evren
bu birleşmeyi bekler gibi coşkuluydu. Zamanı me lekler esir
almış, hızla bu iki yüreğin birleşmesine beste ler yapmışlardı.
Hz. Âmine’nin zarif gönlü bu güzeller güzeli insanın sır-
rında Evren İncisi’ni getirmenin heyecanını yaşıyordu. İşte
bir önceki bahiste gördüğümüz âşık ve maşuk sırrı ilk kez
bu nazlılarda tecellî etmiştir. Hz. Âmine maşuk fazındaydı.
İlâhi aşk ceryanının temsilcisi ise Hz. Abdullah’dı. Ne var ki
Hz. Abdullah’ın dünyamızın boyutlarında da ha fazla kalması
Allah çiçeği Âmine’yi yakabilirdi. Halbu ki Hz. Âmine evrenin
en kutsal görevini yapmakla mükellefdi.
Bütün Mekke ve meleklerin sonsuz hüznü, yürekleri ezen
bir cenazede toplanmıştı. Âmine annemiz ise solgun yüzünde bir
ayrılığın yangınını yaşıyor ve bizlere gizli bir sırrın ilk mesajını
veriyordu:
«Bugün herkes ağlıyor.
Nasıl ağlamasınlar ki, bu güzeller güzeli
İnsanın, atâ ve keremi pek boldu.
Onsuz Mekke öksüz kaldı.»
İnsan, dış dünya kalıplarında kalsa Hz. Âmine’nin bu acıya
dayanamayacağını sanır. Hâlbuki Hz. Âmine yüreğindeki
yangının perdeleri ardından gönlün semasını sey rediyordu ve

