Page 9 - 9789753810197
P. 9
GÖNÜLLERDE SEMA 11
ilimleri: gönülleri seyrederken iki ayrı faz penceresinden bakar.
Eğer gönüllerde ilâhi güzellik seyredilirse; bu an, ilâhi fazdır ve
aşk makamıdır. Eğer gönüllere Nûru Muhammedî yansımışsa
mâşukluk fazı doğar ve sırrı Muhammedî makamı doğar.
Bunları farketmek, çözmeğe kalkmak imkânsızı ara maktır.
Ancak iç içe yaşayan bu iki fazın yansıma tarz larında farklar
vardır.
Aşk makamı bir gönle gelip tecelli edince tasavvufda yakın
tanıdığımız Şems makamı doğar. Çok şiddetli bir aşk tecellisi
vardır ve ona ulaşmak için sırrı Muhammedî’ nin yansıdığı
gönlü arar. Açıkçası, bir Mevlâna bekler.
Mevlâna sırrı tecelli ederse, Allah aşkını arar. Onu bulunca
ona kapılır ve o ceryanla yaşar, o ceryanda ya nar. Ve sonra tüm
insanlara dönük irşad başlar. Çünkü Efendimizin sırrı böyle
yansır. Daha sonra da gönüllerde semalar ve yeni aşklar doğar.
Gönüllerden gönüllere yan sıyan semalar yeni Şemsler arar ve
yeniden ilâhi aşklar gönüllerde yanar durur. Aslında evrende
en büyük olay bu dur. Allah ilâhi sevdasını gönüllerdeki bu
semada seyre der, yaşar.
Ancak unutmamak gerekir ki, gönüllerde aşk sema sı başla-
yınca, âşık ve maşuk çizgisini ayırmak mümkün değildir. Hayat
çizgisinde bazan fazlardan biri daha bariz görülür.
İlâhi fazları, böyle özünü anlamadan, ŞemsMevlâna çizgisi
olarak kavrayamayız. Konuyu ancak Efendimizin ve çevresin-
deki yücelerin gönül hikmetlerinde seyredebi liriz.
Çevremizdeki varlıkların gölge görüntüsüne takılma dan,
benliğin bizi gerçeklerden çekip uzaklaştırmak için sürdür-
düğü anafordan ancak bu sayede kurtulabiliriz. Nefsler, nasıl
birbirinden menfi ceryan alıp; anaforunu şiddetlendirerek bizi
elestin paniğine yuvarlıyorsa, gönül lerdeki semaları sezmek,

