Page 47 -
P. 47

.     ..    .
                                                     -
                               ville'lerin k
                     baskerville'lerin kopegi
                     basker
                                               opegi
              “Hayır efendim, uzun yıllardır bu otelde kalır. Kendilerini
           çok iyi tanırız.”
              “O hâlde tamam. Bayan Oldmore’u da hatırlıyor gibiyim.
           Meraklı olduğum için özür dilerim, insan bir dostunu ararken
           bir başkasıyla karşılaşıyor.”
              “Kendileri hasta bir hanımdır efendim. Kocası bir zamanlar
           Gloucester valisiydi, şehre indiğinde bizde kalmayı tercih eder.”
              “Teşekkür ederim, tanıdığımı sanmıyorum. Bu sorularla pek
           önemli bir problemi çözdük Watson.” diye devam etti alçak bir
           sesle. Merdivenden çıkarken, “Dostumuzla ilgilenen kişinin bu
           otelde kalmadığını öğrendik. Her ne kadar Sir Henry’yi gözden
           kaçırmak istemiyorlarsa da onun kendilerini görmelerini de aynı
           derecede istemiyorlar. Bu insanın aklına pek çok soru getiriyor.”
              “Neler getiriyor?”
              “Mesela, hey azizim bu da ne?”
              Merdivenin başına gelince Sir Henry Baskerville ile karşılaş-
           tık. Yüzü öfkeden kıpkırmızı olmuştu, bir elinde eski, tozlu bir
           çizme vardı. Çok sinirlenmişti ve doğru dürüst konuşamıyordu,
           konuştuğu zaman da garip bir şiveyle, kendisinden şimdiye
           kadar duymadığımız bir Batı Amerika şivesiyle konuşuyordu.
              “Beni enayi sanıyorlar.” diye bağırdı. “Dikkatli davranmazlar-
           sa yanlış adamla uğraştıklarını anlayacaklar; o çocuk kaybolan
           çizmeyi bulamazsa görür gününü. Bu sefer fazla ileri gittiler.”
              “Hâlâ çizmenizi mi arıyorsunuz?”
              “Evet bayım, bulacağım da.”
              “Ama sizinki, dediğinize göre yeni kahverengi bir çizme
           değil miydi?”
              “Öyleydi bayım ama aldıkları eski, siyah bir çizme, işte.”

              “Yoksa...”



                                                              47
                                                              47
   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52