Page 42 -
P. 42
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
Adımlarını sıklaştırdı ve aramızdaki uzaklığı yarıya indir-
di. Yüz metre kadar arkalarından, Oxford Street’e doğru yürü-
meye başladık, oradan da Regent Street’e. Dostlarımız durup
bir mağazanın vitrinine bakmaya başladılar, Holmes de bir
vitrinin önünde durdu.
Bir dakika sonra hafif bir sevinç çığlığı attı. Işıl ışıl gözlerinin
yöneldiği yere bakınca, içinde bir adam olan güzel bir arabanın
karşı tarafta durduğunu, sonra yeniden yavaş yavaş hareket
ettiğini gördüm.
“Aradığımız adam, Watson! Yürüyün!.. Bir şey yapamasak
bile, onu yakından iyice görmüş oluruz.”
Tam o sırada, arabanın yan penceresinden çalı gibi kara
sakallı, bir adamın üstümüze çevrilmiş keskin bakışlarını gör-
düm. Arabanın üstündeki pencere kalktı, yüksek sesle arabacıya
bir şey söylendi ve araba deli gibi Regent Street’ten aşağı hızla
gitmeye başladı. Holmes bir araba bulmak için bakındı ama
görünürde hiç araba yoktu. Ve trafik seli arasında arabanın
peşinden deli gibi koşmaya başladık fakat aradaki mesafe çok
fazlaydı ve çok geçmeden araba gözden kayboldu.
“Gördün mü bak!” dedi Holmes üzülerek, araba seli arasın-
dan soluk soluğa rengi atmış bir durumda çıktığında. “Böylesine
kötü talih ve beceriksizlik, görülmüş şey mi Watson? Azizim
Watson, dürüst bir adamsan, bunu da aleyhine bir not olarak
yazmalısın!”
“Kimdi o adam?”
“Bilmiyorum.”
“Casus mu?”
“Aldığım bilgilere göre, Henry Baskerville, Londra’ya
geldiğinden beri, biri sürekli onu izliyor. Aksi takdirde
Northumberland Oteli’nde kaldığını nasıl bilebilirdi ki? Şehre
geldiği ilk gün izlendiğine göre ikinci gün de izleneceği apaçık
42
42

