Page 12 - 9786259895284
P. 12

JULES VERNE                                                           YÜZEN ŞEHİR

         tekrarlıyordu. İkinci kaptanın adı W.’ydi. Donanmadan özel              Neredeyse bir kasabanın nüfusu kadar yolcu binecekti
         izinle ayrılarak Great Eastern’e atanmıştı. Görünüşünden             gemiye demek ki.
         bir deniz kurdu olduğu anlaşılıyordu.
                                                                                 Saat on bir buçukta tekne göründü. Güvertesi tıkış tıkış
           Yönetim kadrosunun dışında bir başmühendis, ona yardım             insanlarla doluydu. Kimi merdivenlere yayılmış, kimi silindir-
         eden sekiz on kadar makine subayı vardı. Ambarcılar, ateşçiler       lere sarılmış, kimi koli yığınlarının üstüne oturmuştu. Daha
                                                                              sonra bana söylendiğine göre yolcular arasında Kaliforniyalılar,
         ve yağcılar onların emirlerinde çalışıyor ve asla yerlerini terk
                                                                              Kanadalılar, Güney Amerikalılar, Yankee’ler, Perulular, İngi-
         etmiyorlardı. Sayıları iki yüz elliyi bulmaktaydı.
                                                                              lizler, Almanlar vardı. Gemide en az Fransızlar bulunuyordu.
           Gemide, her biri on fırından oluşan on kazan bulunu-               Bunların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Yolcuların
         yordu. Ateşçiler ve ambarcılar gece gündüz onların başında           arasında tanınmış isimler çoktu.
         çalışmaktaydılar. Geminin diğer mürettebatı yüz kişi kadardı.
                                                                                 Tekne yavaşça sancak merdiveninin dibine yanaştı.
         Yolculara hizmet eden iki yüz kadar kamarotu da saymak
                                                                              Yolcular, bavulları ve kolileriyle birlikte gemiye çıkmaya
         gerekir.
                                                                              başladılar. İnsanlar hiç acele etmeden yavaş yavaş çıkıyorlardı
           Herkes gemideki yerini almış, görevinin başına geçmişti.           merdivenlerden. Sanırdınız ki hepsi de evlerine giriyordu.
         Great Eastern’i Mersey’in sularından çıkaracak kılavuz dünden        Bu taşınma işi hiç bitmeyecek gibi geldi bana.
         beri gemideydi. Ayrıca bir Fransız kılavuz daha vardı. O da
                                                                                 Yüklemenin nasıl olacağını merak ediyordum. Bu yüzden
         bizimle New York’a kadar gelecekti. Dönüş yolunda ise Brest          güverteden ayrılmadım. Bavulların gemiye çıkarılması saat
         Koyu’ndan itibaren gemiye kılavuzluk edecekti. Bu Fransız            yarımda tamamlandı. Koliler, sandıklar muhtemelen yolculuğu
         rehber Ouessant yakınlarındaki Molene Adası'ndandı.                  daha eğlenceli bir hâle getirmek için tıka basa doldurulmuştu.
                                                                              Çok geçmeden bu kalabalık bavul grupları güvertenin iki
           Teğmen H’ye dönerek:
                                                                              yanında sıralanan geniş depolara kaldırıldı. İşler bitmiş, gemi
           - Artık yola çıkacağımıza inanıyorum, dedim.                       yükünü almıştı. İşçiler, hamallar, kılavuzlar gemiyi terk etti.
                                                                              Great Eastern’in işçilerini taşıyan tekne bacalarından koyu
           - Yolcularımız gelince yola çıkacağız, diye cevap verdi
                                                                              bir duman savurarak hareket etti.
         Fransız teğmen.
                                                                                 Ön güverteye geldim. Orada, New Prince rıhtımında hayal
           - Yolcunuz çok mu?
                                                                              meyal gördüğüm o genç adamla karşılaştım. Beni görünce
           - Bin üç yüz civarında.                                            durdu, elini uzattı. Bana uzanan bu eli dostça sıktım.

                                   12                                                                   13
   7   8   9   10   11   12   13