Page 7 - 9786259895284
P. 7

JULES VERNE                  YÜZEN ŞEHİR

 Kimileri makinelerin başında, kimileri güvertede çalı-  Pruvanın ucunda durdum ve geriye baktım. Önüme iki
 şıyor, bazıları kamaralara girip çıkıyordu. Birçoğu da direk   hektometre boyunda bir uzaklık belirdi. Great Eastern, sis
 takımının bakımıyla uğraşıyordu. Her şey büyük bir karmaşa   bulutlarının arasında kalıyor, kıç bölümü zar zor görünü-
 içinde olup bitiyordu. Vinçler havada dönerek ağır dökme   yordu. Bu devin büyüklüğünü anlatmak için böyle boyutlar
 demirleri kaldırıyor, buharlı vinçler ise kalın kalasları taşıyor-  vermek gerekiyordu.
 du. Kıç güvertede bir iskele göze çarpıyordu. Burada henüz
            Sancak tarafındaki kamaraların arasından geçtim. Sakına-
 tamamlanmamış bir yapının olduğu anlaşılıyordu. Yeni bir
         rak yürümem gerekiyordu. Çünkü vinçler kıvılcımlar saçarak
 şeylerin inşası yapıldığı anlaşılıyordu. Kimi yerde doğramalar
         havada dönüyor, makaralar sallanırken sarsılıyor, işçilerin
 yapılıyor, kimi yer boyanıyor, kimi makineler ayarlanıyordu.
         aletlerinden gürültüler çıkıyor, demircilerin tezgâhlarından
 Valizlerim için Kaptan Anderson’la görüşmek istedim.   gürültüler yayılıyordu. Kömür şileplerinin bacalarından
 Henüz gemiye çıkmamıştı. Onun yerine bir kamarot bavul-  çıkan kara dumanlar yükseliyor, koyu bir bulut gibi ortalığı
 larımı arka güvertedeki kamaralardan birine taşıttı.  kaplıyordu.
 - Dostum, dedim. Gemi yarın hareket edecek. Ama ha-  Acaba bu yeni gemi neden gecikmişti? Bu kadar düzen-
 zırlıkların biteceğini sanmak mümkün değil. Liverpool’dan   lemeye neden gerek duyulmuştu? Şimdi biraz da bunlardan
 ne zaman ayrılacağımız hakkında bir bilginiz var mı?  söz edeyim.
            Great Eastern, İngiltere ile Amerika arasında en az yirmi
 Kamarot da geminin 20 Mart’ta hareket edeceğini söy-
         kere gidip gelmişti. Fakat son seferini yaparken ciddi prob-
 ledi. Bundan başka bir bilgiye sahip değildi. Yalnız kalınca
         lemler yaşamıştı. Bu yüzden geçici olarak onu kızağa çektiler.
 bu dev yapının her deliğini araştırmaya koyuldum. Tıpkı bir
 turist gibi, hiç tanımadığım bir şehirde dolaşmaya başladım.   Great Eastern, bir yolcu gemisiydi. Başına gelenlerden
         sonra artık işe yaramaz gibi geliyordu. Denizaşırı yolculuk-
 Nihayet geminin ön bölümüne ulaştım. Orada geniş bir
         ları seven pimpirikli turistler ona güvenmiyorlardı. Yolcular,
 salon bulunuyordu. Döşemeciler bu geniş odanın döşemesi ile
         geminin kızağa çekilmesi için ellerinden geleni yaptılar.
 meşguldüler. İşlerini bitirmek üzereydiler. Bu salon, on dört
 pencereli ve sevimli bir kafese benziyordu. Tavanları beyaz   Atlantik Okyanusu’na telgraf hattı döşemeleri bir türlü
 ve altın sarısına boyanmıştı. Duvarlarına limon ağacından   başarılamamıştı. Sonunda mühendislerin aklına Great Eastern
 panolar asılmıştı. Oradan ayrılarak son güverteye çıktım.   geldi. Çünkü diğer gemiler bu iş için yetersiz kalıyordu. Oysa
 Burası üçgen şeklinde bir meydandı. Buradan geçerek deniz   Great Eastern, dört bin beş yüz ton ağırlığında ve üç bin
 seviyesine doğru alçalan pruvaya ulaştım.  dört yüz kilometre uzunluğundaki metal telleri taşıyabilirdi.

 6                                 7
   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12