Page 4 - 9786259895284
P. 4
JULES VERNE YÜZEN ŞEHİR
Bu rıhtım, Mersey’in sol kıyısında yer alıyordu. Liverpool’a olmadı. Tekne kıyıdan hızla uzaklaştı. Ben de gördüğüm
bağlı Birkenhead’a yolcu götürüp getiren tekneler burada yüzde canlandırdığım hayali çabucak unutuverdim.
indirme bindirme yapıyorlardı.
Great Eastern, Liverpool’un üç mil açığına demirle-
Mersey, Thames kadar önemli bir ırmak değildi. Su ile mişti. New-Prince kıyılarından görünmüyordu. Nehrin ilk
dolmuş bu çöküntü alanı, Great Eastern gibi limanlara gir- dönemecini aşınca sisler arasından onu görebildik. Denizin
mesi yasaklanmış gemilere ev sahipliği yapıyordu. ortasında duran bir adayı andırıyordu ve çok görkemliydi.
Londra ve Liverpool, ırmakların bu doğal özelliğinden Teknemiz gemiye iyice yaklaştı. Zincirleri iyice gerilmiş
faydalanmak için nehirlerin hemen yanı başlarında ku- geminin sağ provasının altından geçti. İskele tarafından
rulmuşlardı. Glasgow kentinin Clyde Nehri'nin yanında döndü ve kıvrılarak yukarı çıkan merdivenin dibine yanaştı.
kurulmasının sebebi de budur. Teknenin güvertesi, geminin su kesimi hizasındaydı.
Küçük bir buharlı tekne, Great Eastern’a yolcu taşımak İşçiler aceleyle merdivene koştular ve hızla tırmandılar.
için New-Prince iskelesinde hazır hâlde bekliyordu. Ma- Ben, bu koca gemiyi, görkemli bir binayı seyreden turistler
kinelerini çoktan çalıştırmıştı. Teknenin güvertesi, buharlı gibi incelemeye koyuldum. Kocaman çarkları vardı ve gözümü
gemide çalışmaya giden işçilerle doluydu. Ben de aralarına onlardan ayıramıyordum.
karıştım. Teknenin halatları Victoria kulesindeki saatin
Çarkların kanatlarının uzunluğu dört metreyi buluyordu.
sabahın yedisini vurmasıyla çözüldü. Mersey’in kabaran
Yandan bakılınca cılız bir görünümleri vardı. Ama cepheden
sularında hızla ilerledi.
bakılınca bir anıtı andırıyorlardı. Bu makinenin karşısında
Tam kıyıdan ayrılmak üzereydik. Kıyıda bir adam dikkatimi insan gizemli bir gücün varlığını üstleniyordu.
çekti. Bu İngiliz subayı gibi aristokrat bir yüze sahip, uzun
Yolcular tekneyi terk etmişti. Oluklu merdiven basamak-
boylu, genç bir adamdı. Onu, uzun süredir göremediğim bir
larını tırmanarak iskele kapısına ulaştım.
dostuma benzettim. Dostum Hindistan ordusunda yüzba-
şıydı. Mutlaka yanılıyor olmalıydım. Çünkü dostum Yüzbaşı Geminin güvertesi bir şantiyeyi andırıyordu. Kalabalık
Mac Elwin, Bombay’dan ayrılamazdı. Buraya gelmiş olsa bir işçi topluluğu çalışıyordu. İnsan bu durumda bir gemide
mutlaka haberim olurdu. İskelede gördüğüm adam, derin olduğuna inanamıyor. Mürettebat, subaylar, işçiler, yolcular,
bir kederin izlerini yüzünde taşıyordu. Oysa Yüzbaşı Mac meraklılar birbirlerine çarpmadan ilerleyemiyorlardı. Çalı-
Elwin neşeli, yaşam dolu, eğlenceli bir arkadaştı. Gördüğüm şanlar çoğu zaman sırt sırta gelecek biçimde durmak zorunda
adamı dikkatlice incelemek isterdim; ama buna vaktim kalıyorlar; ama bundan şikâyet etmiyorlardı.
4 5

