Page 5 - 9786259895284
P. 5

JULES VERNE                  YÜZEN ŞEHİR

 Bu rıhtım, Mersey’in sol kıyısında yer alıyordu. Liverpool’a   olmadı. Tekne kıyıdan hızla uzaklaştı. Ben de gördüğüm
 bağlı Birkenhead’a yolcu götürüp getiren tekneler burada   yüzde canlandırdığım hayali çabucak unutuverdim.
 indirme bindirme yapıyorlardı.
            Great Eastern, Liverpool’un üç mil açığına demirle-
 Mersey, Thames kadar önemli bir ırmak değildi. Su ile   mişti. New-Prince kıyılarından görünmüyordu. Nehrin ilk
 dolmuş bu çöküntü alanı, Great Eastern gibi limanlara gir-  dönemecini aşınca sisler arasından onu görebildik. Denizin
 mesi yasaklanmış gemilere ev sahipliği yapıyordu.  ortasında duran bir adayı andırıyordu ve çok görkemliydi.

 Londra ve Liverpool, ırmakların bu doğal özelliğinden   Teknemiz gemiye iyice yaklaştı. Zincirleri iyice gerilmiş
 faydalanmak için nehirlerin hemen yanı başlarında ku-  geminin sağ provasının altından geçti. İskele tarafından
 rulmuşlardı. Glasgow kentinin Clyde Nehri'nin yanında   döndü ve kıvrılarak yukarı çıkan merdivenin dibine yanaştı.
 kurulmasının sebebi de budur.  Teknenin güvertesi, geminin su kesimi hizasındaydı.

 Küçük bir buharlı tekne, Great Eastern’a yolcu taşımak   İşçiler aceleyle merdivene koştular ve hızla tırmandılar.
 için New-Prince iskelesinde hazır hâlde bekliyordu. Ma-  Ben, bu koca gemiyi, görkemli bir binayı seyreden turistler
 kinelerini çoktan çalıştırmıştı. Teknenin güvertesi, buharlı   gibi incelemeye koyuldum. Kocaman çarkları vardı ve gözümü
 gemide çalışmaya giden işçilerle doluydu. Ben de aralarına   onlardan ayıramıyordum.
 karıştım. Teknenin halatları Victoria kulesindeki saatin
            Çarkların kanatlarının uzunluğu dört metreyi buluyordu.
 sabahın yedisini vurmasıyla çözüldü. Mersey’in kabaran
         Yandan bakılınca cılız bir görünümleri vardı. Ama cepheden
 sularında hızla ilerledi.
         bakılınca bir anıtı andırıyorlardı. Bu makinenin karşısında
 Tam kıyıdan ayrılmak üzereydik. Kıyıda bir adam dikkatimi   insan gizemli bir gücün varlığını üstleniyordu.
 çekti. Bu İngiliz subayı gibi aristokrat bir yüze sahip, uzun
            Yolcular tekneyi terk etmişti. Oluklu merdiven basamak-
 boylu, genç bir adamdı. Onu, uzun süredir göremediğim bir
         larını tırmanarak iskele kapısına ulaştım.
 dostuma benzettim. Dostum Hindistan ordusunda yüzba-
 şıydı. Mutlaka yanılıyor olmalıydım. Çünkü dostum Yüzbaşı   Geminin güvertesi bir şantiyeyi andırıyordu. Kalabalık
 Mac Elwin, Bombay’dan ayrılamazdı. Buraya gelmiş olsa   bir işçi topluluğu çalışıyordu. İnsan bu durumda bir gemide
 mutlaka haberim olurdu. İskelede gördüğüm adam, derin   olduğuna inanamıyor. Mürettebat, subaylar, işçiler, yolcular,
 bir kederin izlerini yüzünde taşıyordu. Oysa Yüzbaşı Mac   meraklılar birbirlerine çarpmadan ilerleyemiyorlardı. Çalı-
 Elwin neşeli, yaşam dolu, eğlenceli bir arkadaştı. Gördüğüm   şanlar çoğu zaman sırt sırta gelecek biçimde durmak zorunda
 adamı dikkatlice incelemek isterdim; ama buna vaktim   kalıyorlar; ama bundan şikâyet etmiyorlardı.

 4                                 5
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10