Page 139 - 9789752600171
P. 139

141                 CONJUNCTIONS


            No sooner.........than  ve  hardly.........when  yapıları da  zaman belirten cümleciklerle kul-
           lanılır:

           We had hardly gone out when it began to rain.   veya devrik cümle yaparak;
           Hardly had we gone out when it began to rain.
           (Dışarı henüz çıkmıştık ki yağmur yağmaya başladı)

           The film had hardly begun when the lights went out.  veya devrik cümle yaparak;
           Hardly had the film begun when the lights went out.
           (Film henüz başlamıştı ki ışıklar gitti)

           I had no sooner  closed my eyes than I fell asleep. veya devrik cümle yaparak;
           No sooner had I closed my eyes than I fell asleep.
           (Gözlerimi kapar kapamaz, uyuyakaldım)


           Note:
             Zaman belirten bağlaçlardan sonra simple future (will) kullanılmaz; yerine present tense
           kullanılır:

                    They will go on a holiday. Their son will come from abroad.
                    They will go on a holiday when their son comes from abroad.
                    (Onların oğlu yurtdışından geldiğinde tatile gidecekler)

             Zaman belirten bağlaçlardan sonra future perfect kullanılmaz; yerine present perfect
           tense kullanılır:

                   I will have finished my homework by six o’clock. I’ll phone you then..
                   Once/The minute/As soon as I have finished my homework, I’ll phone you.
                   (Ödevimi bitirir bitirmez  sana telefon edeceğim)

           Connecting words or phrases used as  time references:
           (Zaman belirten birleştirici sözcük veya sözcük grupları)

           Afterwards :‘Sonra, sonraları’ anlamındadır:

           Let’s go to watch TV first and eat afterwards.
           (Önce filmi izlemeye gidelim, sonra yemek yeriz)

           Afterwards we all helped him prepare the meal.
           (Sonra hepimiz ona yemeyi hazırlamasına yardım ettik)

           We swam in the sea. Afterwards we lay on beach.
           (Denizde yüzdük. Sonra plajda uzandık)

           At the same time: ‘Aynı zamanda’ anlamındadır:

           It made us cautious but at the same time it made us willing to take a risk.
           (Bizi ihtiyatlı yaptı aynı zamanda riske girmeye istekli kıldı)
   134   135   136   137   138   139   140   141   142   143   144