Page 140 - 9789752600171
P. 140
CONJUNCTIONS 142
Do not speak and eat at the same time.
(Aynı anda konuşup yemek yeme)
She was laughing and crying at the same time.
(Aynı anda gülüyor ve ağlıyordu)
Concurrently: ‘Aynı anda’ anlamındadır:
Two subjects will be studied concurrently.
(İki konu aynı anda çalışılacaktır)
The criminals were executed concurrently.
(Suçlular aynı anda idam edildi)
In the meantime: ‘Bu arada’ anlamındadır:
The next programme starts in five minutes; in the meantime, let’s listen to some music.
(Diğer program beş dakikada başlar; bu arada, biraz müzik dinleyelim)
They will call our family doctor. In the mean time you must sleep.
(Aile doktorumuzu çağıracaklar. Bu arada uyumalısın)
Meanwhile: ‘Bu arada’ anlamındadır:
He went to college. Meanwhile all his friends got well-paid jobs.
(O koleje gitti. Bu arada, onun bütün arkadaşları iyi paralı işler edindiler)
I continued working. Meanwhile he went out shopping.
(Ben çalışmaya devam ettim. Bu arada o alışverişe çıktı.
Subsequently: ‘Sonradan’ anlamındadır:
They subsequently heard he had left the country.
(Sonradan onun ülkeyi terk ettiğini duydular)
Freddie was arrested and subsequently sentenced to five years’ imprisonment.
(Freddie tutuklandı ve beş yıllık hapse mahkum oldu)
Conjunctions of place (Yer bağlaçları)
Put it where we can all see.
(Onu hepimizin görebileceği yere koy)
The meeting took place where our Prime Minister once lived.
(Toplantı bir zamanlar başbakanımızın yaşadığı yerde gerçekleşti)

