Page 193 - 9789752600171
P. 193

195                      MODALS
           Mary  should/ought to have taken the books back to the library yesterday.
           (Mary kitapları dün kütüphaneye geri vermeliydi)

           She should/ought to have finished her homework last night.
           (Ödevini geçen gece bitirmeliydi)

           They should/ought to have finished the project on time.
           (Projeyi zamanında bitirmeliydiler)

           You  should/ought to have got up earlier.
           (Daha erken kalkmalıydınız)

           Must ve have (got) to:

           Bu kiplikler zorunluluk, yükümlülük ifade eder. Must  kipliği have (got) to’ ya nazaran biraz
           daha güçlü bir anlama sahiptir.

           Must kipliğinin en önemli özelliği zorunluluğun kaynağının içeriden gelmesidir  Have (got)
           to  kipliğinde ise zorunluluğun kaynağı dışarıdadır.

           I must study very hard. (Because I have an exam tomorrow)
           (Çok sıkı ders çalışmalıyım. Çünkü yarın sınavım var.)

           I have (got) to give up smoking. (Doctor said)
           (Sigara içmekten vazgeçmeliyim. Çünkü doktor öyle söyledi)

           My father is now asleep. I mustn’t make  noise
           (Babam şimdi uykuda. Gürültü yapmamalıyım.)

           We  have (got) to be ready before the teacher comes.
           (Öğretmen gelmeden hazır olmalıyız)

           NOTE
             Must kipliğinin past (geçmiş) hali had to’ dur. Must have + V3 kipliği ise varsayımları
           ifade eder.İlerideki konularda göreceğiz.

           I had to wait a long time for an answer to my letter.
           (Mekbumun cevabı için uzun süre beklemek zorunda kaldım)

           We had to find a shelter as it was raining.
           (Yağmur yağıyor diye bir barınak bulmak zorunda kaldık)

            They had to cancel their trip due to the bad weather.
           (Kötü havadan dolayı gezilerini iptal etmek zorunda kaldılar)

           You must have worked hard, for  you look exhausted.
           (Çok çalışmış olmalısınız; çünkü çok bitkin görünüyosunuz)

           She got here very quickly. She must have walked very fast.
           (Buraya çok çabuk ulaştı. Çok hızlı yürümüş olmalı)
   188   189   190   191   192   193   194   195   196   197   198