Page 6 - 9789753810197
P. 6
8 GÖNÜLLERDE SEMA
İşte biz şu anda yaşarken kendi kendimize hep şu so ruyu
sormalıyız:
Elest’de ilâhi emir tecelli edince, önce büyük bir zev ke kapıl-
dığımız halde sonradan neden haşyete ve oradan da paniğe
düşdük?
Ve Efendimiz nasıl bir hikmetle zevk sırrından hemen «Belî
(Evet)» niyazına geçdi?
Şimdi bu soruların cevabını perde perde aşarak çöz meye
çalışalım.
Önce ilâhi emrin bize intikal tarzını bir hatırlayalım. Allah:
«Ben sizin rabbiniz değil miyim (Elestü bi Rabbiküm)»
emrini verdiği zaman, bu ses, bu duygu hem evre nin tüm
âfâkında, yâni seyredilen her noktasında; hem de enfusun-
da, tüm varlıkların iç dünyalarının en derinle rinde duyuldu.
Evrende hiçbir mekân, varlık, tek bir nokta yoktu ki; bu ses
oradan yansımasın.
Haşyetin nedeni ilâhi emrin bu muhteşem sonsuzlu ğudur.
İşte o zaman tüm yaradılmışlar kendine has bir varlık noktası
aramaya başladılar, yüzeysel bir tanımla benliğe düştüler.
Madem evrenin her noktasında ilâhi kud ret var «Peki ben
kimim, neyim?» telâşına kapıldılar. O za man da panik başladı.
Yalnız Efendimiz kendine bir yer, bir benlik aramadan ve
hemen, «Evet Rabbimizsin» niyazına geçiverdi.
Dikkat ederseniz dünya hayatında benlik gafletleri pek açık
bir şekilde yaşar, durur. Ne zaman Yüce Yaradanımıza karşı
bir yakınlığa geçmek istersek, iyilik ve güzelliğe doğru adım
atsak; içimizdeki benlik, hemen ken dini hissettirir. Bir yandan
mazeretler, bir yandan vesve seler, bir yandan da anlamsız guru-
rumuzla gönlümüzde yanan ışığı söndürüveririz.

