Page 6 - 9789753812931
P. 6

Ö N S Ö Z


                                                                                                                Târih boyunca bir milletin kültür ve medeniyetinin flekillenmesinde,
                                                                                                           “dîn” büyük bir rol oynam›flt›r; ve onun bu rolü, hep devâm etmektedir.
                                                                                                           ‹nsanda; inanma ihtiyâc›, iyiye ve güzele sâhip olma duygusu, unutulup git-
                                                                                                           me endîflesi, darda kald›¤› zaman s›¤›nma ve tehlikeyi sezdi¤i anda yalvar-
                                                                                                           ma güdüsü ve ölümden sonra da bir baflka flekilde yaflama ümîdi gibi say›s›z
                                                                                                           duygular, onu, dînli  olmaya sevketmifltir. Bu, “dîn” ile “‹slâm” kasdedil-
                                                                                                           di¤inde, orada Allah’›n yan›nda Peygamber’in de ayr› bir konumu vard›r.
                                                                                                           ‹slâm dîni, “Peygamberli” bir dîndir. Bu dîn, sâdece yaz›l› metinler yoluyla
                                                                                                           nazarî olarak yay›l›p geliflmemifl; bunda, uygulaman›n da büyük rolü ol-
                                                                                                           mufltur. Bu uygulaman›n ilk kayna¤› ise, Peygamber Efendimiz’dir. Ashâ-
                                                                                                           b› O’ndan görmüfltür; daha sonrakiler de, nesilden nesile gördü¤ünü yapa-
                                                                                                           gelmifllerdir. Örf-âdet, gelenek-görenek denen fleyler böyle oluflmufltur. Dînî
                                                                                                           terminolojide buna, “amelî tevâtür” (yayg›n uygulama) denmektedir.
                                                                                                                ‹slâm’›n; îmân› ile, ibâdeti ile, ahlâk› ile; ezân› ile, câmii ile, cemâati
                                                                                                           ile; san’at› ile, kültürü ile, folklörü ile bir hayat tarz› oluflturmas› ve insanlar
                                                                                                           aras›nda bir nâz›m otorite rolü oynamas›, kitâbîlikten daha çok, nesiller ara-
                                                                                                           s›ndaki bu kesintisiz uygulamalardan kaynaklanmaktad›r.
                                                                                                                Dünü bugüne aynen tafl›mak mümkün de¤ildir. Dünün bugüne, dün
                                                                                                           olarak gelmesi makbûl de de¤ildir. Gelece¤i geçmiflte aramak ne kadar yer-
                                                                                                           siz ise, geçmiflsiz gelecek de o ölçüde mânâs›zd›r. Hayat; dünü ile, bugünü
                                                                                                           ile ve yar›n› ile bir bütündür.  Dün, bir gün önce bugün’dü; bugün de, bir
                                                                                                           gün sonra dün olacakt›r. Yar›n ise, bir gün sonra bugün, iki gün sonra da
                                                                                                           dün olmaya nâmzettir. Bu sebeple, hiçbir zaman diliminin, di¤erine bir üs-
                                                                                                           tünlü¤ü yoktur. Burada önemli olan fley, eskimeyen de¤erl erdir. As›rla-
                                                                                                           r›n eskitemedi¤i de¤erler, her dönemin yenilerini olufltururlar. Yar›n› meç-
                                                                                                           hûl olan yeniler ise, flimdiden eski kalmaya adayd›rlar. ‹flte,  Peygamber
                                                                                                           Efendimiz’in temsîl etti¤i de¤erler manzûmesi, bu eskimeyen de¤erlerimi-
                                                                                                           zin ana unsurlar›ndan birisidir. Âhirzaman Peygamberi’nin eskitilmesi de-
                                                                                                           mek, dînin devre d›fl› b›rak›lmas› anlam›na gelmektedir.



                                                                                                                                                                            VII
   1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11