Page 177 -
P. 177
. .. .
-
basker ville'lerin k opegi
baskerville'lerin kopegi
orada artık onun için iş kalmadığını anladı. Dartmoor’a dönüp,
Baskerville’nin gelişini bekledi...”
“Bir dakika.” dedim. “Olayların sırasını doğru anlat-
tığına kuşku yok ama açıklamadığın bir konu var. Efendisi
Londra’dayken köpek ne oldu?”
“Onu da araştırdım, önemli bir taraf elbette. Stapleton’ın
bir suç ortağı olduğu belli ama her şeyini anlatıp kendini onun
eline tamamıyla vermediği de ortada. Merripet Köşkü’nde
Anthony adında yaşlı bir uşak vardı. Okul işlettiği zamandan
beri, bu uşak onunla çalışıyormuş. Efendisiyle hanımefendi-
nin karı koca olduğunu bildiğine şüphe yok. Bu adam orta-
dan kaybolmuş. Adam ülkeden kaçtı. İngiltere’de Anthony
adına pek rastlanmaz, İspanyol ya da Amerikalı. İspanyolca
adı Anthonio. Adam, Bayan Stapleton gibi iyi İngilizce konu-
şuyordu ama dili biraz sürçerdi. O adamın Stapleton’ın çizdiği
yoldan, Grimpen bataklığından gittiğini, gözlerimle gördüm.
Efendisi olmadığı zaman, herhâlde köpeğe bakıyordu; köpeğin
hangi amaçla kullanılacağını bilmeyebilirdi.
Stapletonlar, Devonshire’a gidince, arkalarından Sir Henry
ile sen de gittin. Ben o sırada ne yapıyordum, bir iki kelimeyle
anlatayım. Belki hatırlarsınız, üstüne matbaa harfleri yapışık
kâğıdı incelerken, büyük bir titizlikle damgasını aramıştım.
Gözlerime iyice yaklaştırdığımda, beyaz yasemin denilen hafif
bir koku duydum. Usta bir dedektifin, birbirinden ayırması
gereken yetmiş beş çeşit parfüm vardır. Hemen anlaşılırsa, koku
çok işe yarar. Bunu tecrübelerimden biliyorum. Koku olduğuna
göre, işin içinde bir kadın var demekti, şüphelerim Stapleton’a
yönelmeye başlamıştı bile. Böylece henüz yolculuğa çıkmadan,
köpeğin varlığından emin olmuş ve caninin kim olabileceği
hakkında şüphelerim uyanmıştı.
177
177

