Page 176 -
P. 176

Sherlock Holmes
                          Sherlock Holmes
           Oteli’ne gidiyor. Karısı olanları anlamış gibiydi ama kocasından
           öyle korkuyormuş ki elinden bir şey gelmiyordu. Bu yüzden
           kadın, tehlikedeki adama yazıp, durumu bildirmeye cesaret
           edememiş. Mektup, Stapleton’ın eline geçerse, hayatını tehli-
           keye atmış olacakmış, nitekim bildiğiniz gibi kelimeleri kesip
           göndermiş, adresi de kasıtlı olarak eksik yazmış. Sir Henry’ye
           gelen mektup, ilk uyarıydı.
              Stapleton için Sir Henry’nin bir eşyasını almak çok önemliydi.
           Bu, köpeği kullanması gerektiğinde arkasından gönderebilmek
           içindi. Büyük bir cesaret ve hızla harekete geçiyor, otelin temiz-
           likçisinin bu iş için rüşvet almış olduğu belli. Ama ilk eline geçen
           çizme, yeni olduğu için, işine yaramıyor. Sonra onu geri bıraktırıp
           eskisini çaldırtıyor. Çok ipucu verdi bana, gerçek bir köpek söz
           konusu olduğunu anladım birden, yoksa, yeni çizmenin yerine
           eskisini almak kaygısı, başka neye işaret olabilirdi? Bir olay, ne
           kadar korkunç ve garip olursa, o kadar dikkatle incelenmesi
           gerekir. Bir olayda en anlamsız gelen şey, iyi düşünülüp bilim
           açısından bakıldığında, genellikle ipucu verir.
              Derken ertesi sabah, dostlarımız ziyarete geliyor. Tabii,
           Stapleton da peşlerinde. Oturduğumuz yeri öğrenip beni tanı-
           masından sonra, daha dikkatli davranmaya başlıyor. Stapleton’ın
           maceraları, yalnız Baskerville olayı ile sınırlı değil. Son üç yıl
           içinde, batıda bir çok hırsızlık olayı meydana gelmiş ama faili
           bulunamamış bir türlü. Bunların sonuncusu mayıs ayında
           Folkeston Court’da oldu. Tek başına iş gören maskeli soygun-
           cu, karşısına çıkan uşağı öldürmüş. Tükenmekte olan parasını
           çoğaltmak için bu gibi işlere başvurduğundan şüphem yok,
           uzun zamandır iflâh olmaz tehlikeli bir adam olduğu belli.
              O sabah bizden kaçtığı zaman, nasıl çabuk davrandığını
           gördük, sonra da arabacıyla bana adını göndermesindeki cüre-
           ti. O andan sonra, Londra’da olayı üzerime aldığımı anlayınca,

            176
            176
   171   172   173   174   175   176   177   178   179   180