Page 17 - 9786254113079
P. 17
G ‹ R ‹ fi
Gerek medreselerin aç›k bulundu¤u dönemde, gerek 1949 senesinden
bu yana Cumhuriyet Türkiyesi’nde; Ankara ‹lâhiyat Fakültesi, ‹mam-Ha-
tip Okullar› ve Yüksek ‹slâm Enstitüleri müfredât programlar› içinde “Ha-
dîs” dersi okutulagelmektedir. Dersin ad›, bâzen sâdece “Hadîs”; bâzen
“Hadîs ve Usûlü”; bâzen de “Hadîs Usûlü” olarak yerini alm›flt›r. Fakat
her hâl ü kârda, bu müesseselerde “H a d î s”e yer verilmifltir.
Öte yandan, talebe olarak okudu¤umuz ve hoca olarak okuttu¤umuz
uzun seneler içinde, bir “müfredât birli¤i”nin sa¤land›¤› olmam›flt›r. fiimdi
de, sekiz ‹lâhiyat Fakültesi aras›nda, bu birli¤in yak›n zamanda sa¤lanaca¤›n›
ümid edemiyoruz. Îtiraf etmek gerekir ki, konular›n seçiliflinde kayda de¤er
bir farkl›l›k göze çarpm›yorsa da, onlar›n s›ralan›fl›nda, bafla sona al›n›fl›nda
ve detayland›r›l›fl›nda bâz› farkl› tutumlar olagelmektedir. Biz flahsen bunlar-
dan tedirgin olmad›¤›m›z gibi, bütün bunlar›n tabîî oldu¤u ve olmas› gerekti-
¤i kanâatini tafl›yoruz.
Burada, Hadîs müfredât›n›n tesbîtinde tâkip edilen mant›kî s›ray› kay-
detmek yerinde olacakt›r: Bilindi¤i üzere Hadîs’in konusu, tek kelime ile
“Hazreti Peygamber (s.a.s)” dir. Ayn› zamanda O’na âid bilgilerin, gelecek
nesillere aktar›lmas› bahis konusudur. Bu sebeple, her fleyden önce Hazreti
Peygamber’in tan›nmas› gerekmektedir. ‹kinci olarak da, O’nun yak›n çevre-
sinin, dâvâ arkadafllar›n›n, kader birli¤i yapt›¤› insanlar›n k›saca tan›nmas› ve
bilinmesi zarûreti vard›r. Çünkü, “Hadîs” ad›na ileride incelenecek ve ifllene-
cek olan, etrâf›nda ilimler teflekkül edecek durumda bulunan temel malzeme,
Hazreti Peygamber ve Ashâb›’n›n sözleri, davran›fllar›, icrâat› ve bütünü ile
onlara âid bilgilerdir.
Bu ön bilgiden sonra karfl›m›za ç›kan ikinci mes’ele, -kanâatimizce-
r i v â y e t s i s t e m i ve onun ortaya ç›kard›¤› problemlerdir. Bu sistemin
de üç ana unsuru vard›r: R â v î, r i v â y e t ve m e r v î.
Kaydetmek yerinde olur ki, gerek Kur’ân-› Kerîm’in gelecek nesillere
ulaflt›r›lmas›nda, gerek Tefsîr, F›k›h, Kelâm, Tasavvuf gibi di¤er ‹slâmî ilim-
lerde, bünyelerinden gelen özellikleri dolay›s›yle, böyle bir mes’ele bahis ko-
nusu olmam›flt›r. Sâdece ‹slâm Târihi’dir ki, bir çok prensiplerinde Hadîs
ile ifltirâk hâlindedir.
1

