Page 13 - 9786259895222
P. 13
PERİLİ KÖŞK
propagandacılara katılıyor. İki sene daha böyle giderse
malımı ne satabileceğim ne de kiracı bulacağım.
Sermet Bey sordu:
– Köşkünüz ne kadar boş kaldı?
– Aslında şimdiye kadar hemen hiç... Fakat giren,
komşuların lafına kapılır. Çok durmaz. Ürker, kaçar,
– Ben ürkmem.
– İnşallah.
– Fakat üç senelik peşin, bu biraz ağır...
– Ne yapayım Bey’im? Canım yandı. İsterseniz...
Sermet Bey köşkü çok beğenmişti. Hem kirası da
ucuzdu. Şimdi üç odalı kulübelerin seneliğine yüz elli lira
istiyorlardı.
Hemen o gün kontratı yaptılar. Üç senelik kira olan
beş yüz kırk lira peşin verilecekti. Hacı Niyazi Efendi’nin
evinden çıktıktan sonra Sermet Bey bekçiye çıkardı, bahşiş
diye bir yirmi beşlik kâğıt verdi. Bekçi:
– Paranıza yazık oldu efendi dedi, üç sene değil, üç ay
oturamazsınız.
– Görürsün.
– Görürüz. Hacı Efendi her girenden böyle üç seneliğini
peşin alır ama hiçbirisi bir yaza kalamaz. Verdikleri para
da yanar.
Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke
taşındı. Halis bir zevk ehliydi. Her gece çalgı çalarak, yemek,
içmek, keyif, sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın,
erkek, dört beş misafiri bulunurdu. Sermet Bey Türkiyeliydi.
Fakat Avrupalıların “gündüz cefa, gece sefa” düsturunu
kabul etmişti. Çocukları okula giderlerdi. Kızlarını büyük
14

