Page 8 - 9786259895222
P. 8
ÖMER SEYFETTIN
anneciğim iftira atabileceğimi hiç düşünmüyordu. “Aptal
Dadaruh atlara ezdirmiş olmasın?” derdi.
Ertesi sene annem, yazın gene İstanbul’a gitti. Biz
yalnız kaldık. Hasan’a ahır hâlâ yasaktı. Geceleri yatakta
atların ne yaptıklarını, tayların büyüyüp büyümediğini
bana sorardı. Bir gün birdenbire hastalandı. Kasabaya at
gönderildi. Doktor geldi, “kuşpalazı” dedi. Çiftlikteki köylü
kadınlar eve üşüştüler. Birtakım tekir kuşlar getiriyorlar,
kesip kardeşimin boynuna sarıyorlardı. Babam, yatağının
dibinden hiç ayrılmıyordu.
Dadaruh çok durgundu. Pervin, hüngür hüngür
ağlıyordu.
– Niye ağlıyorsun, diye sordum.
– Kardeşin hasta.
– İyi olacak.
– İyi olmayacak.
– Ya ne olacak?
– Kardeşin ölecek, dedi.
– Ölecek mi?
...
Ben de ağlamaya başladım. O hastalandığından beri
Pervin’in yanında yatıyordum. O gece hiç uyuyamadım.
Dalar dalmaz, Hasan’ın hayali gözümün önüne geliyor;
“İftiracı! İftiracı!” diye karşımda ağlıyordu.
Pervin’i uyandırdım:
– Ben Hasan’ın yanına gideceğim, dedim.
– Niçin?
– Babama bir şey söyleyeceğim.
9

