Page 12 - 9786259895222
P. 12

ÖMER SEYFETTİN


               Hacı Niyazi Efendi  eski bir evkaf memuruydu.
             Hürriyet’te tazminat alarak daireden çekilmiş, ev alıp
             satmakla geçinmeye başlamıştı. Fakat çok doğru bir adamdı.
             Senede belki yüz ev sattığı hâlde kendi perili köşkünü
             hariçten gelip Hanya’dan Konya’dan haberi olmayan enayi
             bir müşteriye vermiyor, “Allah’tan korkarım, neme lazım!”
             diyordu. Köşkünün perili olduğunu hiç saklamazdı. Kapıyı
             kendi açtı. Sermet Bey evi gezmek istediğini söyledi.
               – Pekâlâ, buyrun, dedi.
               Önlerine düştü. Bahçeden geçtiler. Hacı Niyazi Efendi
             sokakta sarı aba cübbesinin cebinden pirinç bir anahtar
             çıkardı. Bahçe kapısını açtı. Sermet Bey’e:
               – Bu anahtar köşkü de açar, dedi.
               Yürüdüler, bahçe hakikaten biraz vahşiydi.
             Bakımsızlıktan, ayak basmamış bir dere içine dönmüştü.
             Köşkün arkasındaki küçük çam ormanında da vahşi bir
             sessizlik vardı. Bekçi köşke girmedi. Kapıda kaldı. Sermet
             Bey, ev sahibiyle gezdi. Tezyinata hiç diyecek yoktu. Alt
             kat bütün mermerdi. Sarnıç, banyo, kuyu, kümes, ahır...
             Hepsi tamamdı.
               – Kirası ne kadar?
               – Çok istemiyorum. Yüz seksen lira. Ama üç seneliğini
             peşin isterim.
               – Niçin?
               – Bakınız beyim, niçin: Düşmanlarım, köşk kiracısız
             kalsın diye peri lafı çıkarmışlar. Birisi girdi mi, herkes hep
             bir ağızdan peri propagandasına başlar. Nihayet kiracılar
             işittikleri yalanı, gördük sanıyorlar. Mesela kış ortası
             köşkü başıma bırakıp savuşuyorlar. Daha fenası, çıkanlar


                                                                   13
   7   8   9   10   11   12   13