Page 11 - 9786259895222
P. 11
PERİLİ KÖŞK
– Bayağı peri! Gece çıkar. Evdekilere rahat vermez.
Sermet Bey, gözüyle gördüğüne, kulağıyla işittiğine
inananlardan değildi. Eliyle sıkı sıkıya tutup hissetmeyince
bir şeyin varlığına hükmetmezdi. Gözle kulak onca birer
yalan kovuğuydu. Yalanlar hep bize bu dört kapıdan girerdi.
Fakat el, fakat temas, hiç dolma yutmazdı. Bütün hurafeler,
batıl inanışlar beynimize hücum için gözle kulağa koşardı.
Güldü:
– Perinin bize zararı dokunmaz, dedi.
Bekçi bir küfür işitmiş gibi Sermet Bey’in yüzüne baktı.
– Her giren evvela böyle söyler ama bir ay oturamaz.
– Senin nene lazım! Haydi burasını gezelim!
– Anahtarı sahibindedir.
– Sahibi kim?
– Sahibi Hacı Niyazi Efendi. İşte şu yandaki köşkte
oturan...
– Haydi anahtarı alalım!
– Peki ama...
Döndüler. Sık ağaçlar arasından yalnız üst katının çatısı
görünen kırmızı aşı boyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı.
İhtiyar bekçi yolda beyaz köşkün tarihini kısaca anlattı.
On senedir buraya girenler bir aydan ziyade oturamamışlardı.
Evvela peri görünüyor, sonra büyük büyük taşlar atıyor,
nihayet gelip camları kırıyor, içeridekilere geceleri hiç rahat
vermiyordu. Kiracılardan ikisinin yüreğine inmiş, üçünün
evlatlıkları çarpılmış, birisinin hanımı korkudan altı aylık
çocuğunu düşürmüştü. Gölgelerinde koyunlar otlayan
çiçekli badem ağaçlarının altından geçtiler. Kırmızı köşkün
yeşil kapısını açtılar.
12

