Page 107 - 9789752600171
P. 107

109                 QUANTIFIERS

           Half (of) the: [önceki sayfalardaki Half’ın kullanımına göz atınız]

           Half of the town was covered with the lava of Mount Fuji.
           Half of the class left early today.

           Some of (the): [önceki sayfalardaki Some’ın kullanımına göz atınız]

           Some of the house was destroyed.
           Some of the dish was broken

           Any (of the) : [önceki sayfalardaki Any’nin kullanımına bakınız]:

           You can take any book you want.
           He didn’t show any evidence to the court.


           Most (of the) [önceki sayalardaki Most’un kullanımına bakınız]:

           It rained for most of the summer.
           Most of the city is suffering from heavy snow.

           Every:

           Bir kümenin, bir grubun içinde tek tek düşündüğümüz üyelerin hepsinden bahseder ve sadece
           sayılabilir tekil isimlerle kullanılır.  Bu yüzden fiil daima tekildir. ‘Hepsi ’ anlamına yakın bir
           anlamı vardır:

           Every student has to study this subject.
           Every worker  is to obey these rules.
           He spoke to every person at the party.


           NOTE:
           Every genellikle all ile karıştırılmaktadır. Bunun için aşağıdaki noktalara dikkat edin:

           *All, bütün, hepsi anlamındaki geneli ifade eden bir niceleyicidir. Hem sayılabilen çoğul hem
           de sayılamayan isimlerle kullanılır:

           All these cars are mine. (Bütün bu arabalar benimdir)
           All the sugar was consumed. (Şekerin hepsi tüketildi)


            *Every, bir grup içinde tek tek düşündüğümüz üyelerin hepsinden bahsederken kullanılır.
           Sadece tekil bir isim ile kullanılır. Fiil daima tekildir:

           Every woman is a flower. (Her kadın bir çiçektir)
           Every student in the class has passed the exam. (Sınıftaki her öğrenci sınavı geçti)
   102   103   104   105   106   107   108   109   110   111   112