Page 86 - 9789752600171
P. 86
ADVERBS 88
İkinci manası : Completeness (bütünlük, tamlık) ifade eden sıfatlarla ( empty, full, right,
wrong gibi) veya amazing, extraordinary, marvellous, superb gibi bir güçlü anlama sahip
sıfatlarla kullanıldığında 'completely ' tamamen' manasına gelir:
His glass was quite full.(completely full)
The economy is slowing down quite sharply. (completely sharply)
He acted quite amazingly.(completely amazingly)
The meal was quite horrible. (completely horrible)
Quite, comparative (üstünlük karşılaştırması) ile kullanılmaz. Fakat birkaç fiili (enjoy,
wish, like, want gibi) niteleyebilir. Buradaki anlamı 'oldukça'dır.:
I quite enjoy looking round museums.
He quite liked the film.
Understand, agree, think gibi „bütünlük, tamlık (completeness) ifade eden fiillerle kulla-
nıldığında anlamı 'completely' tamamen' dir:
He didn't quite understand what it was all about.
Oh, I quite agree.
Quite a/an, sayılabilir isimlerle kullanıldığında 'noteworthy ' dikkate değer' anlamına
gelir:
They have quite a problem.
He is quite an expert on economics.
Quite the, superlative (en üstünlük karşılaştırması) ve isimlerle kullanıldığında 'certainly
kesinlikle' anlamındadır:
It's quite the best film I have ever seen.
Wide lapels are not quite the fashion this spring.
Rather :
Rather, quite ve fairly 'den daha güçlü bir anlama sahiptir. 'bir hayli, oldukça' manasına gelir.
Fairly'nin aksine bad, angry, lazy, sadly, unwisely gibi olumsuz, elverişsiz (unfavourable) bir
anlam taşıyan sıfat ya da zarflarla kullanılır :
She is rather lazy.
This is getting rather complicated.
I am rather puzzled by this question.
He was rather angry last evening.
Olumlu bir sıfat ile de kullanılabilir. Fakat bu durumda 'şaşkınlık' ifade eder:
The exam was rather easy. (beklenenden daha kolay)
Your marks are rather good. (beklenenden daha iyi)

