Page 5 - 9789753811705
P. 5
Önce bu yedi âyetin taşıdığı önemli mesajları kısaca sunacağım, sonra da tek tek âyetlerin yorumuna geçeceğim.
Bir şifre ile başlayan yüce kitabımız, ilk âyeti müstakil üç harften kurulu olarak vermekle acaba hangi mesajı vermeyi hedefle-
miştir?
Yirmi yıl sonra gelecek bir bilim adamına Kur’an’ı gösterseniz, size bu başlangıç âyeti için söyleyeceği şudur: «Bu kitap, kompü-
terize şifrelerden kurulu bir kitaptır ve şifre anahtarı, bu sûre için, bu üç harftir.»
Gerçekten sûrenin tümü için şifre bu üç harftir. Ne çare ki biz hem sûresinin anlamından, hem Kur’an’dan o kadar gafiliz ki, bu
âyet hakkında konuşmayı bile yasaklamışız.
Sonra, Kur’an kendini tanıtırken çok önemli bir mesaj daha veriyor:
«Ben müttakîleri, yalnız müttakîleri kesinlikle hidayete erdiririm.»
Âyetleri yorumlarken geniş bilgi vereceğim; ancak, tarif etmek gerekirse:
Müttakî: Allah’a karşı kulca sorumluluk duymak, onun gerçeklerine ters düşmekten çekinmek demektir.
Hidayet: Gerçeğe ulaşmak, güzel ve doğru olanı bulmaktır. Demek ki Allah yüce kitabına öyle bir sır vermiş ki; eğer insan, insana
yakışan bir ittika, Allah’a karşı kendinde bir sorumluluk duygusu duyuyorsa; evrenlerin mutlak yaradanına yakîn olmak istiyorsa,
Kur’an onu mutlaka hidayete erdirir. İttikaya girişin üç kaçınılmaz şartını yüce Kur’an bize kesin bir kural hâlinde getiriyor:
a) Gaybe îman etmek; yani görmediği, fakat varlığı kesin olan Allah’a inanmak. Çünkü gayb, varolduğu hâlde geçici olarak göz-
den uzaklaşan gerçek demektir.
b) Namaz kılmak.
c) Allah’ın verdiği nimetlerden diğer insanları faydalandırmak; Kur’an tanımıyla: İnfâk.
İşte bu üç maddeye uyanlardır ki, ancak Kur’an’a ve daha önce gelen dinlere inanırlar. Gaybe ve buna bağlı olarak diğer semavî
kitaplara, özellikle Kur’an’a inandıkları için bunlar âhirete yakîndir; yani âhirete görmüş gibi inanırlar. İşte bunlar, hidayete eren felâh
bulmuş mutlu kişilerdir. Küfredenler ise, Kur’an’ı görerek ayılacak kişiler değildir; yanlışta ve karanlıkta kalmaya mahkûmdurlar.
Çünkü onların kalpleri ve kulakları mühürlenmiş, gözleri perdelenmiştir.
Bu âyetler topluluğundan anlıyoruz ki; îman, özünde gaybe îmandır ve ancak kalple, kalp kulağı ve kalp gözüyle kazanılır.
Şu hâlde Bakara Sûresi’nin baştan yedi âyeti; bir başka tanımla Kur’an’ın giriş bölümü, iki temel mesaj veriyor:
1) Îman kalbe, onun kulak ve gözüne bağlı bir mutluluktur ve en güzel yanı da onun zâhire göre gaybe îman oluşudur.
Bu mesaj, aynı zamanda, gayb âleminin tüm sırlarına, kalbimizin; onun kulak ve gözünün açık bir sistem olduğunu bildiriyor.
Madem ki kalp, görünmezlerin en muhteşemi olan Allah’ı sezip îman edebiliyor; o hâlde o, evrenlerin tüm bilinmeyenlerine açılan
bir pencere, sonsuz gayb âlemine yönelmiş esrarengiz bir gözlem lâboratuvarıdır.
2) Kalp gözünüzü açık tutar, ittikada olursanız, Kur’an sizi tüm bilinmeyenleri görebileceğiniz mutlak aydınlığa çıkaracaktır. An-
cak, bunun için üç temel şarta uymanız gerekiyor:
a - Gaybe îman,
b - Namaz,
c - İnfâk.
Çünkü kalbinizin gözü açık, kulağı açıksa; bu üç hikmetli iklime koşarsınız. “Hayır, benim kalbim açık; fakat namaz kılmam, infâk
da etmem.” diyemezsiniz. Çünkü emsalsiz evren alıcısı kalp televizyonunuz çalışıyorsa:
a) Allah sevgisi kaçınılmaz olarak yansıdığından namaz kılarsınız.
b) İnsanlara sevgi yansıdığından infâk edersiniz.
Eğer bu duygular yoksa kalbinizin anteni başka yöndedir, onu lütfen gaybe îman kıblesine çevirin ve sonra düğmeyi açıp bekle-
yin. Bir süre sonra ekranda namaz hazzı, infak zevki görülecektir. Hâlâ görünmüyorsa, kalp alıcınız bozuk demektir, hemen çare-
lerini arayın.
Şimdi bütün bu hikmetleri, âyetleri tek tek inceleyerek derinlemesine anlamaya çalışalım.
Âyet 1: “Elif. Lâm. Mîm.”
a) Bu kitap, Allah’dan (Elif), Ledün âlemi yolu ile (Lâm), Muhammed’e (Mim) gelen bir kitaptır.
Daha önceki kitaplarımda açıkladığım gibi; Ledün âlemi, Gayb âleminin gönüllere açılan penceresidir. Bu nedenle bize bu ilk
emir “Gaybe îman” şeklinde gelmiştir. Bu yüzden Kur’an ancak gönül kapısı açık müttakîleri hidayete erdirir.
b) Kur’an ilk üç âyetini şifrelerle başlatarak, ilme bir metod anahtarı getirmektedir. İlim gerçekte insan zihninde çakan bir hayret

