Page 6 - 9789753811705
P. 6
şimşeğinden başlar. Hayretten sonra merak, meraktan sonra araştırma, gayret başlar. Kur’an ilmin anahtarıdır. Bu nedenle ilme ait
temel bir ilkeyi «Elif, lâm, mîm» şifresiyle başlatmaktadır.
İnsanın bilinmeze merakı, hayreti, sonra gayreti onu doğrudan ilmin en ufuk noktalarına eriştirecek niteliktedir. Harflerin seçimin-
deki bir incelik de, ilmin ilk durağının; daha doğrusu ilk merhalesinin, kompüter çağı olacağı îmasıdır. Gerçekten binlerce yıllık ilmin
ilk merhalesi, çağımız ilmi dolayısıyla kompüter merhalesidir.
c) Hazreti Ali Efendimiz, bu âyet; yâni «Elif, lâm, mîm» için: «Esmâ-i ilâhîdir» buyurmuşlardır. Bir sohbetteki açıklamasında: «Bu
esmâ kalb-i Muhammediye’ye intikal ettiğinde, Kur’an o mübarek sînesinde okunmaya başlar» buyurmuşlardır.
Hz. Ali Efendimizin bu yorumundan anlıyoruz ki, Kur’an’ın şifreleri olarak bildiğimiz bu harfler, Kur’an’ın âyetleri arasında hem
matematik bir ilgi sağlar ve âyetleri birbirine çözdürür; hem de daha önemlisi kalbin bilmediğimiz esrar perdelerini açarak, oradan
gerçek mânevi hazine olan kalb-i sanûberiye götürür.
Şu hâlde burada «Elif-Lâm-Mîm», ancak ilâhî hidayetten sonra kalbin sonsuz yüzeylerinde Kur’an âyetlerini canlandırıp, işittiren
ilâhî bir anahtardır. Bu yüzden de müstakil âyet olarak bildirilmiştir.
d) «Elif, lâm, mîm», birinci derecede gönül ilgisiyle izlenebilecek âyetlerin başına konan bir anahtardır. Nasıl çok karışık bir ci-
hazın programlarını harekete geçirecek bir şifre (anahtar) tuş sistemi varsa; bu harfler de aynı görevi görür. Bir insan bu üç harften
kurulu âyeti okumadan Bakara Sûresi’ni okumak istese hiçbir şey anlayamaz.
Eğer gönül kapısı açıksa, müttakî ise hidayeti oranında «Elif-Lâm-Mîm» âyetinin hükmü ile yakîn olur, Kur’an’a gönlünde yer
bulur. Bir anlamda «Elif-Lâm-Mîm» âyeti, kalbin mânevi elektronik sistemini harekete geçiren bir ses şalterdir.

