Page 64 - 9789753811705
P. 64

Yine kesinlikle ölçü, bir lokma bir hırka değil; aksine, Efendimiz ve İslâm yücelerinin normal hayat biçimleridir.

            c) Nefsin öldürülmesi olayı, ancak dünyaya eğilim aşırılaşınca zorunludur. Dünya ilgileri normal ve caiz hudutlarda olan insanla-
         rın illâ da böyle bir operasyona ihtiyacı yoktur.

            d) Nefsin öldürülmesi için çeşitli metodlar vardır. Manâ ilimleri bunları çeşitli nefslere göre ihtisaslaşmış hekimlik hizmetleri gibi
         ilme bağlamıştır:

            1) Gönül ceryanının arttırılması yoluyla nefsin öldürülmesi: Şiddetli bir sevginin gönülde yücelmesi, nefsi öylesine etkisi altına
         alır ki; nefs dünya adına tutkun olduğu her şeyi terk zorunda kalır. Ne malı, ne parası, hatta ne evlâd-ı iyali onun için tutku olmaktan
         çıkar.


            2) Mânâ dilinde zillet (kepaze olma), illet (hastalık) ve killet (fakirlik) gibi insanı zor duruma düşüren etkilerde nefsi öldürücü etki
         yapar. Bu yüzden «Hastalık günahları götürür» buyrulmuştur.

            Sarhoş ve fahişenin bazen aniden hidayet buluvermesi bu yüzdendir.

            3) Dünya ilgilerinin çirkinleştirilmesi: Bu metod özellikle tasavvufta fevkalâde kıymetli bir metoddur.

            Bir kimse dünya zevklerinden ne kadar uzaklaşmak istese de, nefsi onu bırakmaz. Daima içinde bir noktada o ilgiyi gizler.


            Hz. Mevlâna, «Mesnevî»’de bu konuda «aşk-ı mecazî» dediğimiz, nefsler arasındaki sevgiye ait çok nefis bir örnek vermiştir:
            Bir padişah, cariyelerinden birine âşık olur. Bu sevgi; aynı, ruhun nefse olan sevgisini de temsil etmektedir. Fakat cariye; kendini
         sevmeyen, ona kıymet vermeyen bir kuyumcuyu sevmektedir. Yani nefs, geçici olan dünyayı sevmekte ve padişahın gerçek aşkını
         anlamazlıktan gelmektedir. Padişaha yardım etmek için bir mânâ doktoru olaya müdahale eder. Önce cariye ile kuyumcuyu evlendi-
         rir. Sonra yavaş yavaş kuyumcuyu zehirleyerek çirkinleştirir. Sonra onu öldürür. Cariye çirkinleşen kuyumcudan yavaş yavaş nefret
         eder. Ancak bu sayede padişaha tertemiz bir gönülle dönebilir.

            Bu hikâye; nefsin terbiyesi sırasında mürşidin çok ince bir metodunu dile getirmektedir. İnsanın gözünde dünya ilgisi usta bir
         mürşid sayesinde yavaş yavaş silikleşip kaybolmalıdır. Böylece nefsin gözünde dünya ilgisi, onun fâniliği ve vefasızlığı yavaş yavaş
         yok olur ve nefs gerçeğe döner.

            Demek ki nefs, dünya onu ne kadar hırpalasa da hâlâ ona meftundur. Onu gerçekten seven ruha, mânâya ise tamamen lâkayttır.
         Eğer tedavi metodunda nefse bu yanlış tutkusu zaman içinde dünya çirkinleştirilerek gösterilebilirse, o zaman nefs dünyaya tap-
         maktan dönebilir.

            Zaten dönmezse; her şeye rağmen kendisini sevmeyen, hırpalayan dünyaya sarılıp kalırsa, kendine yazık ediyor, zulmediyor
         demektir.

            Onun için mânevî terbiye, hayat biçimi içinde süren; ona gerçek yorumu getiren bir operasyondur.

            Her şeyden önce de, insanın bu çıkmazdan kurtulması kendi arzusu gayretiyle iç içedir. Onun için âyet buzağı tutkunlarına
         «Bârinize dönün, nefslerinizi öldürün» buyurmaktadır.
   59   60   61   62   63   64