Page 150 -
P. 150
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
Birden susup, yukarı doğru bakmaya başladı. Işık yüzüne
vurmuştu, çok dikkatli, kıpırdamadan duruyordu, tetikte
bekleyen birinin kesme taştan yapılmış heykeline benzi-
yordu.
“Ne var?” diye bağırdık ikimiz de.
Gözlerini yere indirirken heyecanını gizlemeye çalıştığını
gördük. Yüz çizgilerinde bir değişiklik yoktu ama gözleri
ateş gibi parlıyordu.
“Bir sanatseverin hayranlığı ile sadece, özür dilerim.” dedi
elini karşı duvarda asılı portrelere doğru uzatarak. “Watson,
sanattan bir şey anlamadığımı söyler ama sadece sanat konu-
sundaki fikirlerimiz uyuşmuyor, hepsi o kadar. Doğrusu bu
güzel bir portre serisi.”
“Böyle düşünmeniz hoşuma gitti.” dedi Sir Henry şaşkın
şaşkın dostuma bakarak. “Bunlardan anladığımı söyleyecek
değilim, resimden çok, attan ya da buffalodan anlarım. Fakat
bu gibi sanat eserleriyle uğraşacak zaman bulamadım.”
“İyi bir şey görünce hemen anlarım, bunu şimdi de görü-
yorum. Yemin ederim ki şu bir Knelle’dir, arkadaki mavi ipek
elbisesi olan bayanla, peruk takmış bay da Reynolds olma-
lı. Bunlar aile portreleri değil mi?”
“Evet.”
“Adlarını biliyor musunuz?”
“Barrymore tek tek isimlerini öğretti ama dersimi tekrarla-
yabileceğimi sanıyorum.”
“Şu teleskoplu bay kim?”
“Tümamiral Baskerville, Batı Hind Adaları’nda Rodney’in
kumandasındaydı. Mavi elbise giymiş, elinde kâğıt rulosu olan
Sir William Baskerville, o da Pitt zamanında Avam Kamarası’nda
encümen başkanıymış.”
150
150

