Page 154 -
P. 154
Sherlock Holmes
Sherlock Holmes
“Ben de Londra’ya gitmek isterdim sizinle.” dedi Sir Henry.
“Burada neden yalnız kalayım ki?”
“Çünkü sizin göreviniz burada. Söylediklerime evet diyece-
ğinize söz vermiştiniz. Ben kalmanızı istiyorum.”
“Peki o hâlde, kalacağım.”
“Ölmek istemiyorsanız, Merripit Köşkü’nden, doğru
Grimpen yolunu izleyen patikadan gidin, o yol sizin eve çıkar.”
“Söylediğiniz gibi yaparım.”
“Çok güzel. Kahvaltıdan sonra hemen çıkalım, öğle üzeri
Londra’da oluruz.”
Geçen gece, Holmes’ün Stapleton’a, ertesi gün gideceğini
söylediğini hatırladığım için, bu değişikliğe çok şaşırdım. Niçin
benim de kendisiyle gelmemi istediğini anlayamadım. Böylesine
tehlikeli durumun varlığını bilmesine rağmen, buradan hemen
niçin ayrılmak istediğini anlayamadım. Yine de bir şey söyle-
yemezdim, nedenini sormadan evet demek zorundaydık; canı
sıkkın, arkadaşımıza veda ettik. Birkaç saat sonra Coombe
Tracey İstasyonu’na gelmiştik; eşyalarımızı gönderdikten sonra,
peronda küçük bir çocuğun Holmes’ü beklediğini gördük.
“Bir emriniz var mı efendim?”
“Bu trene binip gideceksin Cartwright. Trenden iner inmez
benim adıma Sir Henry Baskerville’ye bir telgraf göndereceksin,
düşürmüş olduğum not defterimi bulduğu takdirde, taahhütlü
olarak Baker Street’e göndermesini bildirirsin.”
“Pek efendim.”
“İstasyondaki büroya gidip bana haber var mı yok mu sor
bakalım.”
Çocuk gittikten kısa bir süre sonra, bir telgrafla geri
geldi, Holmes bana verdi telgrafı, şöyle yazıyordu:
154
154

