Page 32 - TÜRK İSLAM MEDENİYETİ TARİHİ
P. 32

16                                                  Giriş

                                                            Şimdi  bu  noktada  şu  hususu  belirtmek  yerinde  olur:  Türk
                                                         milleti olarak bizim mensup olduğumuz medeniyet dairesi, İslâm
                                                         Medeniyeti’dir.  Bilindiği  gibi,  İslâm  Medeniyeti’nin  doğuşuna
                                                         esas teşkil eden hâkim unsur ise, şüphe yok ki, Kur’ân ve Sün-
                                                         net’tir.

                                                            Demek oluyor ki, Müslüman milletler kendi millî ve kültürel
                                                         (harsî)  özellikleri  ile  Kur’ân  ve  Sünnet’in  ışığı  altında  kendi
                                                         medenî  unsurlarını  terkip  etmişler  ve  bunların  bütünleşmesi  de
                                                         “İslâm  Medeniyeti”  denilen  olguyu  meydana  getirmiştir.  Buna
                                                         ilaveten İslâm Medeniyeti’nin olgunlaşmasında, elbette ki “Şifâhi
                                                         Kültür”  adı  verilen,  hayat  tarzı  ve  anlayışının  da  önemli  yeri
                                                         vardır.
                                                            İşte,  İslâm  Medeniyeti  dairesindeki  muhtelif  ırklara  mensup
                                                         milletler  de  bu  daire  içinde  kendi  şifahî  kültürleriyle  temayüz
                                                         etmişler  ve  değer  kazanmışlardır.  Öte  yandan  zaten  hem bu ol-
                                                         madıkça ve hem de kendi öz cevherlerine, mefâhirlerine, dîni, dili,
                                                         örfü,  âdeti,  geleneği,  hâsılı  her  türlü  mânevi  değer  ve  kıymet
                                                         hükümlerine dayanmadıkça, bir medeniyete mensûbiyetten veya
                                                         bir  medeniyetin  devamlılığından  ve  köklülüğünden  söz  etmek
                                                         mümkün değildir.

                                                            Bu anlamda olmak üzere; İslâm Dini’ni kabul etmeden ön-
                                                         ceki dönemde, elbette ki, Türk milletinin kendine has millî bir
                                                         kültürü  mevcuttu  ve  asırlardan  beri  bunu  yaşıyor  ve  ya-
                                                         şatıyordu. Başka bir ifadeyle, dîni, dili, töresi, hukuku, düşün-
                                                         cesi,  hadiseler  karşısındaki  kendine  özgü  davranışları,
                                                         takındıkları tavırları ile Türk milletinin de bir kültürü, medeni-
                                                         yeti ve san’atı vardı.

                                                            Ancak İslâm’ı kabulden sonra, bu kültür, medeniyet ve san’at;
                                                         İslâm Medeniyeti dâiresinde bir bütünün parçası olmakla birlikte,
                                                         kendi başına müstakil bir Müslüman Türk kültür ve medeniyetin-
                                                         den söz etmek mümkündür. Dolayısıyla bu kültür ve medeniyet,
   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37