Page 40 - TÜRK İSLAM MEDENİYETİ TARİHİ
P. 40
24 Birinci Bölüm
içinde bulunuyorlardı. Elbette bu esnada bu iki kavim birbirlerini
tanıma imkânına sahip olmuşlardır.
Nitekim bu durumun yankılarını Câhiliye devri Arap şiirle-
rinde bulabiliyoruz. Zira yukarıda da işaret edilen temaslar sebe-
biyle olsa gerek ki, Cahiliye dönemi Arap şairlerinden olan Has-
san b. Hanzala, Nâbiğa ez-Zübyânî, Evs b. Hacer ve Şemmah b.
Zirar gibi şahısların şiirlerinde Türkler’den ve Türkler’in bazı
özelliklerinden bahsedildiği görülüyor. Ancak bu şairler, şiirle-
rinde daha çok Türkler’in askerî yönlerini, kahramanlıklarını dile
getirmişlerdir.
Bu şiirlerden anlaşıldığına göre, eski Araplar, Türkler
hakkında sathî bir bilgiye sahiptiler. Bu bağlamda onlar, Türkleri
kahraman ve asker bir millet olarak tanımlamışlardır. Bu bilgiler,
bize Arapların, Câhiliye dönemi ve öncesinden beri Türkleri
tanıdığını göstermektedir.
Bu temaslara bir de ticarî seferleri eklemek gerekir. Zira bi-
lindiği gibi Araplar, Suriye’ye ticaret kervanları gönderiyorlardı.
Bu kervanlar Suriye’ye İpek Yolu’yla gelen diğer kervanlardan
alışveriş yapıyorlardı. Bilindiği gibi, İpek Yolu da Türklerin ya-
şadığı şehirlerden geçtiğine göre, bu durumda Türk tüccarlar ile
Arap tüccarlarının birbirlerinden alış veriş yapmış olmaları muh-
temeldir. Dolayısıyla Türklerle Arapların bu yolla da birbirleri ile
tanışmış olmaları gerektiği düşünülebilir.
Türkler Hakkında Hadis Kitaplarına Yansıyan Bazı
Hadisler/Rivayetler
Bilindiği gibi, Hadis ilminin gelişmesi yönünden h. II/ m.VIII.
yüzyıl ortalarından H. V/m. XI. yüzyıl sonlarına kadar geçen
dönem, muhaddisler tarafından “Tasnif Devri” olarak isimlendi-
rilmiştir. Bu çerçevede genel kabûle göre de, hicrî üçüncü
yüzyılın ikinci yarısında derlenen hadis kitaplarına “Kütüb-i
Sitte” adı verilmiştir. Hz. Peygamber’in hadislerini toplama

