Page 7 - 9786259895222
P. 7
KAŞAĞI
– Niye Dadaruh’a haber vermedin?
– Uyuyordu.
– Çağır şunu bakayım!
– ...
Çitin kapısından geçtim. Gölgeli yoldan eve doğru
koştum. Hasan’ı çağırdım. Zavallının bir şeyden haberi
yoktu. Koşarak arkamdan geldi. Babam pek sertti. Bir
bakışından ödümüz kopardı. Hasan’a dedi ki:
– Eğer yalan söylersen seni döverim!
– Söylemem.
– Pekâlâ, bu kaşağıyı niye kırdın?
Hasan, Dadaruh’un elinde duran alete şaşkın şaşkın
baktı. Sonra sarı saçlı başını sarsarak:
– Ben kırmadım, dedi.
– Yalan söyleme, diyorum.
– Ben kırmadım.
Babam tekrar:
– Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok fenadır, dedi.
Hasan, inkârında inat etti. Babam sinirlendi. Üzerine
yürüdü. “Utanmaz yalancı!” diye yüzüne bir tokat indirdi.
– Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma!
Hep Pervin’le otursun, diye haykırdı.
Dadaruh, ağlayan kardeşimi kucağına aldı. Çitin kapısına
doğru yürüdü. Artık ahırda hep yalnız oynuyordum. Hasan
evde hapsedilmişti. Annem geldikten sonra da affetmedi.
Fırsat düştükçe, “O, yalancı!” derdi. Hasan, yediği tokat
aklına geldikçe ağlamaya başlar, güç susardı. Zavallı
8

