Page 12 - 9789753810708
P. 12
34 KELÂM İLMİNE GİRİŞ
sinde filozofların ilgilendikleri ilimleri taksime tâbi tutar. Mantık ve matematik gibi
ilimler kesin delillere (burhan) sahiptir. Bu ilimleri red veya inkâr etmek söz konusu
değildir. Onların bu sahalara ait görüşleri kesin ve hatasız olabilir. Fakat ilâhiyyât
alanındaki fikirleri zan ve tahminlere bağlıdır. Filozoflar bu alanda hata ve sapıklık
içindedir. Ne var ki ilimlerin özüne vâkıf olamayan mukallitler filozoflara hüsnüzan
besleyerek her söylediklerini gerçek kabul edebilirler. Halbuki bir alanda mütehassıs
12
olanın her alanda mütehassıs olması gerekmez.
Gazzâlî, Tehâfüt’ünde, Fârâbî ve İbn Sînâ’nın ilâhiyyâta, kısmen de tabii ilim-
lere dair hatalı görüşlerini yirmi mesele halinde ele alır. Bunların on yedisinde filo-
zofların hataya, üçünde de küfre düştüklerini ileri sürer. Onun tekfir noktaları şun-
lardır.
a) Âlemin Kıdemi. Filozoflara göre kâinat (âlem, tabiat) yaratılmış olmakla
beraber yaratılışına zaman sebkat etmemiştir (yaratılışından önce “zaman” kavramı
bulunmamıştır). Yani âlem zaman bakımından kadîmdir. Halbuki kelâm âlimlerine
göre Allah’tan başka herhangi bir kadîmin mevcudiyetini benimsemek tevhid ilkesi-
ne aykırıdır.
b) Haşrin Cismanî Olmayacağı. Onlara göre âhiret diye anılan ikinci hayat
vardır, yalnız tekrar diriliş, cismen değil ruhen olacaktır. Gazzâlî bu telakkiyi açık
naslara aykırı görmüştür.
c) Allah’ın Cüz’iyyâtı Bilmediği. Yine İslâm filozoflarına göre Allah Teâlâ
küllî nesne ve olayları bildiği halde O’nun ilmi cüz’î olaylara taalluk etmez. Meselâ
Cenâb-ı Hak insanların konuşma, hareket etme özelliklerine sahip olduklarını bilir,
fakat benim şu anda konuşmakta olduğumu veya yürüdüğümü bilmez. Bu telakki de
sıfatları bakımından Allah’a acz ve eksiklik nisbet etme özelliği taşır.
Gazzâlî’nin İslâm filozoflarına karşı yürüttüğü bu tenkit, kendisinden sonra ge-
len kelâmcılar tarafından genellikle benimsenmiştir. Bununla beraber söz konusu üç
noktada filozofların tekfir edilemeyeceğini söyleyenler de vardır. Zira filozoflar ne
âlemin yaratılmış olduğunu ne haşrin vukuunu ne de ilm-i ilâhîyi inkâr ediyor. İyi
araştırıldığı takdirde bu özel anlayışlara yakın bazı açıklamaların bir kısım Ehl-i
13
sünnet kelâmcısında da bulunduğu görülür.
Gazzâlî’den hemen sonra gelen filozof İbn Rüşd (ö. 595/1198) Tehâfütü’l-
felâsife’de yer alan tenkitlere cevap vermiş ve Fârâbî ile İbn Sînâ’yı savunarak
12
Tehâfütü’l-felâsife, s. 79-85; el-Münkız mine’d-dalâl, s. 17-23.
13
Gazzâlî, Tehâfütü’l-felâsife, s. 307-313, Süleyman Dünya’nın dipnotları; Abbas Mahmûd el-Akkād,
et-Tefkîr farîzatün İslâmiyye, s. 69-72.

