Page 7 - 9789753810708
P. 7

TARİHÇE ‐ TARİF ve KAYNAKLAR                  29

                              D) EHL-İ SÜNNET KELÂMCILARI

                              Mu‘tezile ilm-i kelâmının ortaya çıkışından bir-bir buçuk asır sonra Ehl-i sün-
                           net (Selefiyye) âlimlerinden bazıları “iman meselelerini akıl kaideleriyle destekle-
                           me” ihtiyacını duyar. Bunlar meyanında İbn Küllâb el-Basrî (ö. 240/854) ile Hâris
                           el-Muhâsibî (ö. 243/858) zikredilebilir. Bu tür âlimler Ehl-i sünnet kelâmının doğu-
                           şuna zemin hazırlamışlardır. Kelâm tarihiyle  meşgul olan araştırmacılar, bu iki
                           âlimden sonra Sünnî kelâmının asıl kurucusunun Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî (ö. 324/936)
                           olduğunu son yıllara kadar söyleyegelmişlerdir. Ancak kırk yıl önce başlayıp bugü-
                           ne kadar büyük gelişmeler kaydeden yeni çalışmalar bu kanaatin isabetsiz olduğunu
                           ortaya koymuştur. Şöyle ki Eş‘arî’nin doğum tarihi olan 260 (874) yıllarında Mâtü-
                           rîdî yirmi yaşını aşmış ve dolayısıyla öğrenimini epeyce ilerletmiş bir durumdaydı.
                           Bilindiği üzere Eş‘arî ancak 300’de  (913)  Mu‘tezile mezhebinden ayrılmıştır. Bu
                           dönemde altmış yaşını aşmış bulunan Ebû Mansûr el-Mâtürîdî Kitâbü’t-Tevhîd adlı
                           eserini büyük bir ihtimalle kaleme almış bulunmaktaydı. Zira hacimli bir tefsir kitabı
                           olan  Te’vîlâtü’l-Kur’ân’ını diğer eserinden sonra takrir etmiştir. Bundan başka
                           Ebü’l-Hasan el- Eş‘arî’den, Ehl-i sünnet kelâmının muhtevasına giren konular ala-
                           nında bize intikal eden eser onun el-Lüma‘ adlı risâlesidir. Risâlede sadece kelâmın
                           ilâhiyyât bahislerinin yanı sıra imanın tarifi ve sınırları ile üç sayfa içinde imâmet
                           meselesine dair tatminkâr sayılmayan açıklamalar yer almakta, buna mukabil bilgi
                           bahsi (epistemoloji), nübüvvet ve âhiret konuları bulunmamaktadır. Eş‘arî’nin gö-
                           rüşlerini sistemleştiren  İbn  Fûrek (ö. 406/1015) kaleme  aldığı  Mücerredü
                           Makālâti’ş-Şeyh Ebi’l-Hasan el-Eş‘arî adlı eserinde büyük bir çoğunlukla Eş‘arî’ye
                           ait herhangi bir eser zikretmeden onun görüşleri diye bazı hususlara temas etmiştir.
                              Halbuki Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’ye ait Kitâbü’t-Tevhîd Sünnî kelâm eserleri-
                           nin ana planını oluşturan ilâhiyyât, nübüvvet ve âhiret konularını içermektedir. Kita-
                           bın başında yer alan epistemoloji bahsiyle birlikte bu  muhtevanın, sonraki Sünnî
                           kelâm kaynaklarının ana planını oluşturduğu bilinmektedir. Şunu da belirtmek gere-
                           kir  ki Mâtürîdî’nin de  uzaktan talebesi sayılan  İmâm-ı  Âzam Ebû Hanîfe’nin (ö.
                           150/767), akaid alanında olmak üzere kendisinden intikal eden risâleleri (beş eser),
                           epistemoloji hariç Kitâbü’t-Tevhîd’in konularını özet bir şekilde içermektedir. An-
                                                                                  8
                           cak bu risâlelerde konular sistematik olmayıp dağınık bir şekildedir.  IV. (X.) yüz-
                           yılda, Mâtürîdî’ye ait  Kitâbü’t-Tevhîd  ve kelâmî istidlâllere bolca yer veren
                           Te’vîlâtü’l-Kur’ân adlı tefsiri ile başlayan Sünnî kelâm hareketi  daha çok
                           Mâverâünnehir bölgesinde yaygınlık kazanmıştır. Söz konusu bölgenin Basra, Bağ-
                           dat, Kûfe ve Dımaşk gibi ilmî  merkezlerden  uzak  bulunması, siyasî problemlerle


                           8
                              bk. Bekir Topaloğlu, “Mâtürîdî (Kelâma Dair Görüşleri)”, DİA (Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansik-
                              lopedisi), XXVIII, 151.
   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12